?>
Tekstilde Sessiz Göç!
Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor
Türkiye’nin en köklü üretim alanlarından biri olan tekstil ve konfeksiyon sektörü, son yılların en büyük kırılmalarından birinin içinde. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun dikkat çektiği üzere, sektördeki daralma artık gizlenemez boyutlara ulaşmış durumda. Türkiye’nin istihdam lokomotiflerinden biri olan tekstilde, büyük yatırımcılar artan ekonomik baskılar nedeniyle zor bir dönemden geçiyor.
Özellikle son aylarda firmaların üretimlerini başka ülkelere kaydırmaya başlaması, “Türkiye tekstilini ne bekliyor?” sorusunu daha yüksek sesle gündeme taşıyor. Enflasyonun yükselmesi, enerji fiyatlarının artması, işçilik maliyetlerinin ağırlaşması ve finansmana ulaşmanın her geçen gün biraz daha zorlaşması, sektörün üzerindeki yükü dayanılmaz hale getirdi.
Art arda gelen ekonomik dalgalanmalar, daha önce hiç görülmemiş bir belirsizlik ortamı doğurdu. Bu belirsizlik, özellikle büyük tekstil şirketlerini yeni arayışlara iterken, Türk tekstil tarihinin en büyük “yatırım göçü” Mısır’a doğru hız kazandı.
Daha düşük enerji maliyetleri, iş gücü avantajı ve devlet teşvikleri, Mısır’ı her geçen gün daha cazip bir merkez haline getiriyor. Türkiye’de üretim yapan birçok firma, maliyet baskısına dayanamayarak yatırımlarını Mısır’a yönlendiriyor. Bu durum hem istihdam hem de üretim hacmi açısından ciddi endişeler yaratıyor.
Sadıkoğlu’nun sözleri durumu açıkça özetliyor: “Hat safhada sorun yaşayan şirketler yatırımlarını Mısır’a, Bangladeş’e kaydırıyor. Bir dönem 1500–2000 kişi çalıştıran tesisler bugün 300–500 kişiye düştü.”
İstatistikler tehlikenin boyutunu ortaya koyuyor. SGK verilerine göre, Türkiye genelinde tekstil ve moda sektöründe son iki yılda 4.504 işyeri kapandı. Sektörde Ocak 2024’te 1 milyon 225 bin olan istihdam, 2025’te 1 milyonun altına indi.
Yalnızca 2025’in ilk üç ayında 2.147 şirket faaliyetlerine son verdi ve istihdam 35.460 kişi azaldı.
Öte yandan Mısır’da tablo tam tersi yönde.
Medya kaynaklarına göre Nil Vadisi’nde bugün 200’den fazla Türk tekstil fabrikası faaliyet gösteriyor.
2021 yılında Mısır ile Türkiye arasındaki tekstil-giyim ticaret fazlası 118 milyon dolar iken, 2024’te bu tablo tam tersine dönerek 171 milyon dolar açık verildi.
DEİK Türkiye-Mısır İş Konseyi Başkanı Mustafa Denizer’in verdiği bilgilere göre: Mısır’ın yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık tekstil ve konfeksiyon ihracatının %40–50’si Türk yatırımcıların kontrolünde.
Mısır’da faaliyet gösteren Türk firmaları 100 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bu firmaların toplam cirosu 1.5-2 milyar dolar seviyesinde. Mısır Yatırım ve Dış Ticaret Bakanı’nın sunduğu yeni teşvik paketleri de bu cazibeyi her geçen gün artırıyor.
Yıllardır süren yatırım akışı, artık zorunluluğa dönüştü. Türkiye ile Mısır arasında 2005’te imzalanan serbest ticaret anlaşmasıyla başlayan yatırım akışı, 2012 sonrasında hızlandı.
LC Waikiki, Çalık, Arçelik, Hayat Kimya gibi büyük şirketlerin Mısır’da yaptığı yatırımlar her yıl büyümeye devam ediyor.
Türkiye’de tekstil ihracatının zirve yaptığı 2019–2022 yılları arasında bile Mısır’a yatırım akışı durmadı. Sektörün Türkiye’de daralmaya başladığı 2022 sonrası ise bu göç neredeyse mecburiyete dönüştü.
Üretim baskısının giderek artması, maliyetlerin kontrolsüz yükselmesi ve teşvik eksikliği, sektörde tarihi bir kırılmayı beraberinde getiriyor. Türkiye tekstilinin devleri, ayakta kalmak için artık yurt dışına açılmak zorunda kalıyor.
Bu durum yalnızca ekonomik bir tabloyu değil; yüzbinlerce çalışanın geleceğini, üretimin yönünü ve Türkiye’nin ihracat gücünü doğrudan etkileyen büyük bir dönüşümü işaret ediyor.
Sonuç olarak; Türkiye tekstil sektörü, yakın tarihinde benzeri görülmemiş bir “yatırım göçü” ile Mısır’a doğru yöneliyor ve bu tablo, sektörün geleceği için ciddi bir alarm niteliği taşıyor.
kocatascelil@gmail.com
YAZARIN DİĞER YAZILARI
-
Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var?
10-05-2026
-
Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde
02-05-2026
-
Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik
30-04-2026
-
Ben Neyi Savunuyorum?
27-04-2026
-
Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi
20-04-2026
-
Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak
11-04-2026
-
Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı
10-04-2026
-
“Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz”
06-04-2026
-
Ahlakın Partisi Olmaz
02-04-2026
-
Kazananı Olmayan Bir Sınav
29-03-2026
-
Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor?
26-03-2026
-
Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu?
22-03-2026
-
Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı
15-03-2026
-
Kürsü Sizin, Sokak Bizim!
08-03-2026
-
Sıradaki Kim?
04-03-2026
-
Kutuplaşmanın dili
02-03-2026
-
Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli
26-02-2026
-
Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer...
23-02-2026
-
Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar,Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan
18-02-2026
-
Bir “Şok” Diğerini Sökerken
14-02-2026
-
Tesadüf Değil, Operasyon!
08-02-2026
-
6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün
31-01-2026
-
Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı?
24-01-2026
-
Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor
17-01-2026
-
Yeter artık bi kalkın
12-01-2026
-
Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü?
04-01-2026
-
Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine
28-12-2025
-
28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi?
25-12-2025
-
Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü
22-12-2025
-
Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı
15-12-2025
-
Tekstilde Sessiz Göç!
09-12-2025
-
Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı
29-11-2025
-
Köyün Bitmeyen Hikayesi
24-11-2025
-
Görünenin Ardındaki Gerçekler Nasıl bir ülkede yaşar olduk?
17-11-2025
-
Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır!
15-11-2025