Konuşulacak, yazılacak tonlarca sıkıntının var olduğu ülkemizde ;
CHP konusunun özellikle son bir yıl içinde tüm sorunlar geride bırakılarak ön plan çıkarılma gayretinin her geçen gün biraz daha yoğunlaşmakta olduğunu görmekteyiz.
İmamoğlu ile başlayan ve daha sonraları birçok belediye başkanı ile belediye çalışanları hakkındaki soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla yaratılan itibar suikastları, ardından son kurultay ile ilgili iddialar sonucu İstanbul İl Başkanlığına kayyım atanarak iki başlı bir yönetim oluşturulması, mutlak butlan beklentisi, şimdi de parti kapatmaya yönelik iddialar...
Parti içinde yaratılan fay hattının oluşturduğu sarsıntılar devam ede dursun ;
fiziki ağırlığa sahip olup, siyasi ahlâk zaafiyeti içinde olan bazı hatunlar topuklayarak, bazı efendiler de mahmuzlayarak gemiyi terk ederken ;
iltica ettikleri yerde birilerinin gülücükler dağıtıp, birilerinin asker selamı çakarak yeni rozetlerini taktıkları görüntüsü hafızalara kazınarak yerleşmiş oldu.
Sebebi, nedeni, şekli-şemali ne olursa olsun büyük tepkilere neden olan bu davranış biçimini sorgularken ;
kırılmış fay hattında bir depreme, ardından artçı sarsıntılara maruz kalmış CHP'nin sürdürmekte olduğu siyaset biçimini konuşmak gerek.
Gece-gündüz,
yağmur-çamur demeden köşe-bucak dolaşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve bazı parti kurmaylarının sürdürmekte olduğu amansız mücadele, her ne kadar "İmamoğlu eksenli yapılıyor" eleştirisini beraberinde getiriyor olsa da takdir edilmeli.
Ancak parti üst yönetiminin bu performansı ile alt yönetimlerin uykulu halinin ters orantı içinde olduğu genel merkez dışında herkesçe bilinmekte.
Otobüsün üstünden
"4 Mayıs tarihi itibariyle 81 il ve 973 ilçede çalmadık kapı, tutmadık el bırakmayacağız" diye seslendiğinde ;
*81 il ve 973 ilçe yönetiminin bu kapasitede olup olmadığı konusunda bilgisi ne kadardı,
*bazı il ve ilçede mevcut yönetimlerin sadece kağıt üzerinde var olduklarından haberi varmıydı ?
Sayın Genel Başkan'ın il ve ilçe yönetimlerinin bu talimata uyup uymadığı bilgisine ulaşıp ulaşmadığını bilmem ama ;
bulunduğum il itibariyle söyleyeyim "çalmadık kapının" "sıkmadık elin" kalmayacağı bir yana ;
ne bir kapı çalınıyor,
ne bir el sıkılıyor.
Çalınacak kapıyı, sıkılacak eli tanımıyor çünkü.
Şu anda dillerden düşmeyen milletvekili ve belediye başkanlarının başka partiye geçme hikayesinin temelinde, ait olduğu il ve ilçenin yönetim zaafiyetinin yattığına inananlardanım.
Yetersiz yönetimlerin gerçek partilileri görmezden gelip, çakma partilileri lanse etmeleri bu gayri ahlâkî davranışın zeminini oluşturmakta.
Topuklama ve mahmuzlama nereye kadar, bekleyip göreceğiz.
Semih HOCAOĞLU
14 Mayıs 2026
