Seçim Geldi, Hoş Geldi! Peki Bugüne Kadar Neredeydiniz?
Nurullah Yalçın
18 saat önce
Mardin’imizin kadim sokaklarında, çarşısında, pazarında bugünlerde tatlı bir telaş var. Ama bu telaş ne hasat telaşı ne de düğün dernek hazırlığı. Bu telaş, koltuklarını yıllardır kimseye kaptırmayan, odalarının kapısını adeta üyelerine duvar ören bazı oda başkanlarının "seçim telaşı".
Yıllardır bu memlekette esnaf kan ağlarken, ticaret erbabı pandemiden ekonomik dalgalanmalara kadar binbir çeşit fırtınayla tek başına mücadele ederken ortalıkta görünmeyenler, bugün birden bire "üye dostu" oluverdi. Yıllarca temsil ettikleri odanın tek bir üyesini bile iş yerinde ziyaret edip, "Bir çayını içmeye geldim hemşerim, bir derdin, bir sıkıntın var mı?" demeyen o başkanlar, şimdi kapı kapı geziyor.
Şu günlerde havada uçuşan vaatleri dinlerken insan hayretler içinde kalıyor. Verilen sözler, projeler, taahhütler inanır mısınız belediye başkanlığı seçimlerini bile gölgede bıraktı! Sanırsınız oda seçimine değil, memlekete yeni bir çağ atlatma yarışına giriyoruz.
Şimdi bir Mardinli olarak, hakkını arayan bir oda üyesi olarak sormak gerekmiyor mu: Siz bugüne kadar neredeydiniz?
Madem bu odaların bütçesi, gücü, imkânı bu kadar büyük projeleri yapmaya yetiyordu; madem üyelerin dertlerine derman olacak bu sihirli formüller elinizde vardı, o halde sormazlar mı adama: Yıllardır bu odaları yönetirken elinizi tutan mı vardı? Neden bugüne kadar tek bir çivi çakmadınız?
Bu durum bana eski bir hikâyeyi hatırlatıyor. Köyün birine yıllarca uğramayan, köylünün halini hatırını sormayan bir ağa, seçim zamanı köye kucak dolusu vaatlerle gelmiş. Köylünün biri dayanamamış, ağanın kulağına eğilip şöyle demiş: "Ağam, senin bu cömertliğin bizim dertlerimizden değil, karşındaki rakibinin heybetindendir."
İşte tam olarak mesele budur. Bugün sahada sıkılmadık el bırakmayanların bu ani "üyeyle kucaklaşma" sevdası, meslek aşkından değil, karşılarına çıkan güçlü rakiplerin yarattığı koltuk kaygısındandır. Koltuk sallanmaya başlayınca, üyenin varlığı hatırlanmıştır.
Mardin esnafı da, oda üyeleri de saf değildir. Kimin samimi olduğunu, kimin sadece seçim dönemi kapı çaldığını çok iyi bilir. Seçim bitip o oylar sandığa girdikten sonra, o lüks makam odalarının kapılarının yine yüzlerine kapanıp kapanmayacağını kestirmek zor değil.
Sözün özü; vaat vermek kolay, zor olan o koltukta otururken halkın, üyenin içinde olmaktır. Bu seçim, sadece yeni bir başkan seçme seçimi değil; yıllarca üyesini unutanlara, "Biz sadece seçimde hatırlanacak birer oy pusulası değiliz" deme seçimidir.
Bakalım sandık açıldığında, sadece seçim zamanı sahaya inenler mi kazanacak, yoksa her zaman üyesinin yanında olanlar mı? Hep birlikte göreceğiz.