?>

Turizm sadece kalabalık mı?

Nurullah Yalçın

21 saat önce

Bayram geliyor…

 Mardin doluyor.

 Resmî tatil oluyor…

 Mardin doluyor.

 Hafta sonu geliyor…

 Yine aynı manzara.

 Abbaralarda omuz omuza yürüyen insanlar…

 Fotoğraf çeken turistler…

 Selfie kuyrukları…

 Sosyal medyada binlerce paylaşım…

 Ve ardından klasik cümle:

 “Mardin turizmde rekor kırıyor.”

 Gerçekten mi?

 Yoksa biz kalabalığı turizm sanmaya mı başladık?

 Çünkü turizm sadece şehre insan gelmesi değildir.

 Turizm, gelen insanın şehirde para bırakmasıdır.

 Bir gece daha konaklamasıdır.

 Bir esnaftan alışveriş yapmasıdır.

 Bir lokantada yöresel yemek yemesidir.

 Bir kahve içip biraz daha kalmak istemesidir.

 Kısacası turizm; şehrin ekonomisini büyütmesidir.

 Bugün tarihi çarşıya girin.

 Esnafın yüzüne bakın.

 Size çoğunun söyleyeceği cümle aynıdır:

 “Kalabalık var ama satış yok.”

 İşte bütün mesele de burada.

 Demek ki bir yerde yanlış yapıyoruz.

 Çünkü turizm, rakamlarla övünme işi değildir.

 Turizm; gelir üretme sanatıdır.

 Daha da önemlisi, o geliri şehrin tamamına yayabilme becerisidir.

 Bir başka sorunumuz daha var.

 Belki de en önemlisi…

 Mardin turizmiyle ilgili kararları kim veriyor?

 Turizmi yaşayanlar mı?

 Yoksa turizmi uzaktan seyredenler mi?

 Bir otelci sabah kaç rezervasyon iptal edildiğini bilir.

 Bir restoran işletmecisi müşterinin neden ikinci kez gelmediğini bilir.

 Bir turist rehberi ziyaretçinin hangi noktada sıkıldığını bilir.

 Bir çarşı esnafı turistin neden vitrinin önünden geçip içeri girmediğini bilir.

 Çünkü onlar bu işin tam ortasındadır.

 Ama çoğu zaman karar masalarında onlar yoktur.

 Turizmin yükünü taşıyanlar dışarıda beklerken, yükü hiç omuzlamayanlar turizme yön vermeye çalışıyor.

 İşte sorun tam da burada başlıyor.

 Mardin’e gelen ziyaretçi daha şehrin girişinde trafikle karşılaşıyor.

 Otopark arıyor.

 Dakikalarca araç kuyruğunda bekliyor.

 Sonra tarihi sokaklarda kalabalığın içine karışıyor.

 Birkaç fotoğraf çekiyor.

 Bir kahve içiyor.

 Ve rotasını başka şehirlere çeviriyor.

 Biz ise arkasından el sallayıp yine aynı cümleyi kuruyoruz:

 “Bu hafta sonu çok yoğundu.”

 Yoğunluk başka…

 Turizm başka…

 Artık kendimizi kandırmayı bırakmalıyız.

 Başarıyı sadece ziyaretçi sayısıyla ölçemeyiz.

 Asıl sorular şunlar olmalı:

 Kaç kişi geldi?

 Değil…

 Kaç gece kaldı?

 Ne kadar harcadı?

 Hangi esnaf kazandı?

 Hangi mahalle bu gelirden pay aldı?

 Turizm geliri şehrin tamamına yayıldı mı?

 İşte gerçek başarı bu soruların cevabında gizlidir.

 Mardin, dünyanın hayran kaldığı bir açık hava müzesi.

 Taşıyla…

 Sokağıyla…

 İnancıyla…

 Mutfağıyla…

 Binlerce yıllık hafızasıyla…

 Bu şehir çok daha fazlasını hak ediyor.

 Artık turizmi sadece kalabalık üzerinden okumaktan vazgeçmeliyiz.

 Mardin’in ihtiyacı olan şey; turizmin içinde olmayanların yön verdiği bir anlayış değil…

 Turizmi her gün yaşayanların söz sahibi olduğu ortak bir akıldır.

 Çünkü turizm masa başında değil…

 Sokakta öğrenilir.

 Ve Mardin’in sokakları, artık dinlenmeyi fazlasıyla hak ediyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI