USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

EVİMİZ TERTEMİZ, PEKİ DÜNYA NEDEN KİRLİ?

02-10-2026

Geçenlerde yurt dışında yaşayan bir hemşehrimizle birlikte memleketimizi ziyarete gelen yabancı uyruklu bir misafirle sohbet ediyorduk.

Memleketten, insanımızdan, şehirlerimizden söz açıldı.

Bir ara dikkat çekici bir tespitte bulundu:

“Evleriniz çok temiz… Lakin sokaklarınız, çarşılarınız çok kirli.”

İtiraz edemedim.

Düşündüm…

Evimizin salonuna düşen küçücük bir kâğıdı hemen kaldırıyoruz. Halımıza izmarit, koridorumuza pet şişe bırakmıyoruz.

Peki kapıdan çıkınca ne değişiyor?

Neticede şehir de evimiz değil mi? Ülke de evimiz değil mi?

Aslında kapımızdan çıktığımızda evimiz bitmiyor; daha büyük bir evin içine çıkıyoruz.

Sokağımız mahallemizin, mahallemiz şehrimizin, şehrimiz ülkemizin bir parçası.

Dünya ise bütün insanlığın ortak evi.

Mesele yalnız çarşıya, caddeye çöp atmamak değildir.

Dağa, ormana, dereye, göle, denize de atmamak gerekir.

İnsan kendi evinin ortasına çöp dökmez, içtiği suyu kirletmez, soluduğu havayı zehirlemez.

Öyleyse ortak yaşam alanımıza neden yapalım?

Bir pet şişeyi dereye atıp yürüyüp gidebiliriz. Fakat o şişe ortadan kaybolmaz. Yağmurla dereye, dereden nehre, oradan denize ulaşır; zamanla suya, toprağa ve canlılara karışır.

Sonunda yine insanın karşısına çıkar.

Kirlettiğimiz hava ciğerimize, su hayatımıza, toprak soframıza döner.

Bu yüzden çevre temizliği yalnız görüntü meselesi değildir; sağlık, ekoloji ve gelecek nesillerin yaşam hakkı meselesidir.

Elbette belediyelerin ve ilgili kurumların sorumluluğu büyüktür.

Sokaklar temizlenmeli, çöpler zamanında toplanmalı, yeterli çöp kutusu bulunmalı, denetimler yapılmalı; görevli görevini hakkıyla yerine getirmelidir.

Ama vatandaş da sorumluluğunu başkasına devredemez.

Çünkü bin kişi kirletirken yüz kişinin temizlemesiyle hiçbir şehir temiz kalamaz.

Bir şehri temiz tutmanın en etkili yolu, önce kirletmemektir.

Asıl mesele daha fazla süpürge değil, daha yüksek bir çevre bilincidir.

Temizlik önce sokakta değil, zihinde başlar.

Bizim inanç ve kültür dünyamızda bunun güçlü bir karşılığı vardır:

“Temizlik imandandır.”

İslam’da temizlik yalnız bedenle sınırlı değildir. Müslüman bedenini, elbisesini ve ibadet edeceği yeri temiz tutar; insanlara eziyet veren bir şeyi yoldan kaldırmak dahi değerli bir davranış olarak öğretilir.

O hâlde kendimize şu soruyu sormalıyız:

Evimizin temizliğine gösterdiğimiz hassasiyeti, üzerinde yürüdüğümüz sokağa neden göstermeyelim?

Temizlik yalnız kişisel bir alışkanlık değil; başkasına saygı, kul hakkına hassasiyet ve emanete sahip çıkma ahlakıdır.

Bir de çocuklarımız var.

Onlar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı öğreniyor.

Arabanın camından attığımız izmariti de görüyorlar, piknikten sonra geride bıraktığımız poşeti de…

Ama elindeki çöpü, çöp kutusunu buluncaya kadar taşıyan anne babayı gören çocuk çok daha önemli bir ders alıyor:

“Burası benim memleketim. Ben burayı kirletmem.”

Çevre eğitiminin en etkili şekli budur:

Sözle değil, davranışla örnek olmak.

Medeniyet ayrıntıda gizlidir. Zira ayrıntı bütünü anlatır…

Bir toplumun medeniyetini anlamak için yalnız yüksek binalarına, geniş yollarına, büyük meydanlarına bakmak yetmez.

Bazen kaldırımına bakmak gerekir.

Bazen piknikten sonra bıraktığı alana…

Bazen deresine, ormanına, sahiline…

Bazen de bir insanın elindeki izmariti yere atıp atmadığına.

Çünkü küçücük davranışlar, büyük bir kültürü ele verir.

Şunu zihnimize ve vicdanımıza yazalım:

Sokak evimizin devamıdır. Şehir evimizdir. Ülke büyük evimizdir. Dünya ise bütün insanlığın ortak evidir.

Kendi salonumuza atmadığımız çöpü sokağa, kendi suyumuza dökmediğimiz atığı dereye, kendi bahçemizde görmek istemediğimiz plastiği ormana bırakmaya hakkımız yok.

“Temizlik imandandır” diyorsak bunun izi yalnız evimizin içinde değil; sokağımızda, çarşımızda, dağımızda, deremizde ve denizimizde de görülmelidir.

Çünkü çevreyi kirletmek yalnız bugünü kirletmek değildir.

Çocuklarımızın yarınından çalmaktır.

Ve bir gün onlar dönüp bize tek bir soru soracaklar:

“Size emanet edilen bu dünyayı bize nasıl bıraktınız?”

O gün vereceğimiz cevabı bugün yazıyoruz.

Attığımız her izmaritle…

Doğaya bıraktığımız her plastikle…

Kirlettiğimiz her damla suyla…

Ya da tam tersine, yere atmadığımız küçücük bir çöple.

Çünkü medeniyet bazen büyük eserler bırakmak değil, arkamızdan temiz bir iz bırakabilmektir.

Ve unutmayalım:

Evimizin temizliği kişiliğimizi, sokağımızın temizliği kültürümüzü, ülkemizin temizliği medeniyetimizi gösterir.

Dünya ise bize ait bir mülk değil; bizden sonrakilere teslim etmek üzere bize bırakılmış bir emanettir.

Mesele dünyayı atalarımızdan nasıl devraldığımız değil, çocuklarımıza nasıl bırakacağımızdır.

 

Halil EL
Şair, Yazar ve İş İnsanı
[email protected]
www.halilel.com