Mardin’i anlatırken ilk akla gelen kelimelerden biri misafirperverliktir. Bu şehir, tarihini yalnızca taş duvarlarında değil; insanının sıcaklığında, ikramında, sohbetinde ve kapısını açma biçiminde yaşatır.
Peki, misafirperverliğin ve kültürün başkenti olan Mardin’i pahalılıkla yaftalamak bize ne kazandırır?
Hiçbir şey…
Tam tersine, kendi şehrimizi kendi elimizle karalamaktan başka bir sonuç doğurmaz.
Mardin’in pahalı bir şehir olduğunu söyleyenlerin, Türkiye’nin farklı turizm merkezlerinde aynı ürün ve hizmetler için ödenen fiyatları da görmesi gerekir. Örneğin Mersin Marina’da bir bardak çayın 110 TL olduğu bir ortamda, Mardin’de 110 TL’ye çay satan bir işletme bulamazsınız.
Elbette Mardin’de pahalı işletmeler vardır. Ama aynı şekilde son derece uygun fiyatlarla hizmet veren işletmeler de vardır.
Çünkü fiyat dediğimiz şey, yalnızca ürünün kendisinden ibaret değildir.
Bir işletmenin kira gideri vardır, personel gideri vardır, elektrik, su, vergi, bakım, tedarik ve onlarca farklı maliyeti vardır. Dolayısıyla her işletmenin kendi maliyet yapısına göre bir fiyat performansı ortaya çıkar.
Bugün Eski Mardin’de 350 TL’ye kebap yiyebileceğiniz bir yer olduğu gibi 1.000 TL’ye kebap yiyebileceğiniz bir işletme de vardır.
350 TL’ye kebap satan işletmenin de kendince haklı gerekçeleri vardır.
1.000 TL’ye kebap satan işletmenin de…
Burada önemli olan, insanların tercih hakkının bulunmasıdır.
Mardin’i tek bir işletmenin fiyatı üzerinden değerlendirmek, koca bir şehre haksızlık etmektir.
Daha da önemlisi, Mardin’i hiç deneyimlemeden Mardin hakkında hüküm vermektir.
Çünkü Mardin’i yalnızca bir restoranda oturup hesap ödeyerek tanıyamazsınız.
Mardin, bazen cebinizden tek kuruş çıkmadan da size çok şey verebilir.
Diyarbakır Kapı’dan başlayıp Babısor Çeşmesi’ne kadar yürüyün…
Daha yolun başında Süryani çöreği ikramıyla karşılaşırsınız. Almak zorunda değilsiniz; ikram edilir.
Cumhuriyet Meydanı’nda badem şekeri satan esnafın yanından geçersiniz, size Mardin’in meşhur badem şekerinden tattırırlar.
Biraz daha ilerlersiniz, reyhan şerbeti ikram edilir.
Mardin’in meşhur kahvecilerinden birine uğrarsınız; yöresel kahvelerden ikram edilir.
Eski Postane’nin yanındaki Reyhan Sokak’ta yürürken sokak sanatçılarının sesine kulak verirsiniz. Mardin’in yöresel ezgilerini dinler, bazen kendinizi halayın içinde bulursunuz.
Sonra Babısor Çeşmesi’ne doğru ilerlersiniz. Mardin topraklarında yetişen doğal meyvelerin tadına bakarsınız.
Bütün bunların karşılığında sizden bir ücret istenmez.
İşte Mardin’in asıl zenginliği tam da budur.
İkram kültürü…
Misafirperverlik…
Paylaşmak…
Gelen insanı yabancı görmemek…
Şimdi sormak gerekiyor:
Böylesine bir şehri, birkaç işletmenin fiyatını gerekçe göstererek “pahalı şehir” diye yaftalamak kime ne kazandırır?
Mardin’e mi?
Mardin esnafına mı?
Mardin turizmine mi?
Mardin’de yaşayan insanlara mı?
Hayır.
Hiç kimseye kazandırmaz.
Aksine, Mardin’in turizm potansiyeline zarar verir.
Elbette eleştiri yapılmalıdır. Bir işletme gerçekten fahiş fiyat uyguluyorsa, hizmetiyle fiyatı arasında ciddi bir uyumsuzluk varsa bunu dile getirmek herkesin hakkıdır. Esnaf da müşteri de eleştiriden ders çıkarabilir.
Ancak bir işletmenin fiyatını bütün Mardin’e mal etmek başka bir şeydir.
Çünkü pahalılık kişiden kişiye değişir.
Bir insan için 1.000 TL pahalıdır, başka biri için normaldir. Bir kişi 350 TL’lik kebabı tercih eder, başka biri daha farklı bir mekânda yemek yemek ister.
Bu durum yalnızca Mardin’e özgü değildir.
İstanbul’da da vardır.
Antalya’da da vardır.
Mersin’de de vardır.
İzmir’de de vardır.
Gaziantep’te de vardır.
Türkiye’nin bütün turizm şehirlerinde uygun fiyatlı işletmeler de vardır, yüksek fiyatlı işletmeler de.
O halde neden konu Mardin olduğunda bütün şehri tek bir sıfatla tanımlama ihtiyacı hissediyoruz?
Mardin’in eksikleri varsa konuşalım.
Esnafın yanlış yaptığı bir şey varsa eleştirelim.
Hizmet kalitesi düşükse dile getirelim.
Fiyat ile hizmet arasında dengesizlik varsa bunun üzerine gidelim.
Ama bunu yaparken şehrimizin tamamını karalamayalım.
Çünkü Mardin yalnızca bir turizm destinasyonu değildir.
Mardin, insanların ekmek kazandığı bir şehirdir.
Binlerce insanın emeği, yatırımı ve geleceği bu şehrin turizmine bağlıdır.
Bir şehrin itibarını oluşturmak yıllar alır; ancak yanlış bir algıyı yaymak bazen birkaç dakikanızı alır.
Bu nedenle Mardin hakkında konuşurken hepimizin biraz daha sorumlu davranması gerekiyor.
Eleştirelim ama haksızlık etmeyelim.
Eksikleri gösterelim ama güzellikleri de görelim.
Fiyatları konuşalım ama bütün şehri fiyat etiketiyle tanımlamayalım.
Mardin’in asıl değeri; taşında, tarihindedir, kültüründedir, müziğindedir, mutfağındadır ve en önemlisi insanındadır.
Mardin’i pahalılıkla yaftalamak bize hiçbir şey kazandırmaz.
Ama Mardin’in misafirperverliğini, kültürünü ve güzelliklerini doğru anlatmak; bu şehre, esnafına, turizmine ve geleceğine çok şey kazandırır.
Bir şehri büyütmenin yolu,onu doğru anlatmaktan geçer.
Mardin’i doğru anlatalım.
Çünkü bu şehir, bir fiyat etiketinden çok daha değerlidir.
