?>

Savaş Var, Altın Düşüyor: GÖRÜNMEYEN EL Mİ VAR?

Abdullah Mıstanlı

6 saat önce

Yıllardır bize öğretilen basit bir kural vardı: Savaş varsa altın yükselir.

Peki ya savaş varken altın düşüyorsa? Bugün tam olarak bu tabloyla karşı karşıyayız.

ABD ile İran arasındaki gerilim tırmanıyor, Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlik petrol fiyatlarını yukarı taşıyor; buna rağmen ons altın sert biçimde geriliyor. 28 Eylül’de altın yaklaşık yüzde 4 düşerek 4.111 dolar civarına kadar indi ve ağustos başından bu yana en düşük seviyesini gördü.

İlk bakışta bu durum çelişkili görünüyor. Ama piyasaların görünmeyen denklemi biraz farklı:

Petrol → Enflasyon → Faiz → Dolar → Altın.

Ortadoğu’daki gerilim petrolü yukarı taşıdığında piyasanın korkusu yalnızca savaş olmuyor. Asıl korku, petrol fiyatlarının enflasyonu yeniden yükseltmesi.

Enflasyon yükselirse merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı beklentisi güçleniyor. Nitekim ABD’de tahvil getirileri son günlerde çok sert yükseldi; 10 yıllık Hazine tahvilinin faizi 2007’den bu yana görülmeyen seviyelere yaklaştı. Yüksek faiz ve güçlü dolar ise faiz getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltıyor.

Yani savaş, bu kez altını doğrudan yukarı taşımak yerine başka bir ekonomik zinciri tetikleyerek altın üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Peki ya manipülasyon? İşte asıl soru burada başlıyor.

Son dönemde sermaye piyasalarında yaşanan fon soruşturmaları, piyasaların her zaman yalnızca arz ve talep tarafından şekillenmediği yönündeki şüpheleri artırdı. Büyük sermayelerin, algoritmik işlemlerin, türev piyasaların ve yatırımcı pozisyonlarının fiyat hareketlerini hızlandırabildiği biliniyor.

Fakat buradan çıkıp “Altındaki düşüşü birileri organize ediyor” demek için elimizde kanıt yok.

Üstelik altın piyasasının küresel büyüklüğü düşünüldüğünde, her sert hareketi tek bir “gizli el” ile açıklamak da kolaycı bir yaklaşım olur.

Dünya Altın Konseyi verileri, 2026’nın ilk yarısında altın talebinin hâlâ güçlü olduğunu; merkez bankalarının ikinci çeyrekte 289 ton net altın aldığını gösteriyor. Ancak aynı rapor, yatırımcıların faiz beklentilerine, dolar hareketlerine ve ETF akımlarına karşı son derece duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.

Demek ki mesele ne yalnızca savaş ne de yalnızca manipülasyon. Altın artık çok daha karmaşık bir oyunun içinde.

Bugün “Savaş var, altın kesin yükselir” demek ne kadar yanlışsa, yarın yaşanan her düşüşü “Birileri altını çökertiyor” diye açıklamak da o kadar yanlış.

Küçük yatırımcı için çıkarılacak ders ise basit: Piyasalarda ezberler değil, gerçekler para kazandırır.

Çünkü altın belki hâlâ güvenli liman olabilir. Ama güvenli liman demek, her fırtınada fiyatı yükselecek demek değildir.

Asıl mesele artık altının nereye gittiğini tahmin etmek değil; onu hangi güçlerin hareket ettirdiğini anlayabilmektir.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI