Ana içeriğe geç

Mardin Söz haberleri... Haberler, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Nurullah Yalçın
Nurullah YalçınKöşe Yazarı

Benim Belediyecilik Anlayışım Çok Daha Sade

Belediyecilik denilince benim aklıma önce büyük projeler, gösterişli yapılar, açılış törenleri gelmiyor.

Belediyecilik denilince benim aklıma önce büyük projeler, gösterişli yapılar, açılış törenleri gelmiyor.

Ben önce kaldırıma bakıyorum. O kaldırımda yürüyen anneye, oyun oynayacak yer arayan çocuğa, dinlenecek bir bank bulmaya çalışan emekliye bakıyorum.

Bir anne, çocuğunu bebek arabasına koyup sokağa çıktığında rahatça gezebiliyor mu? Her birkaç adımda bir önüne engel çıkıyor mu?

Kaldırımdan inip araçların arasına karışmak zorunda kalıyor mu?

Benim için belediyeciliğin ölçüsü biraz da bu soruların cevabıdır.

Bir çocuk, evinin yakınında scooter’ını güvenle sürebiliyorsa, bir genç bisikletinin pedalını korkmadan çevirebiliyorsa, insanlar birbirine çarpmadan kaldırımda yürüyebiliyorsa, orada hayatı kolaylaştıran bir belediyecilik vardır.

Hele bir de ömrünü çalışarak geçirmiş emekli, akşamüstü evinden çıkıp gölgesinde oturacağı bir ağaç, iki kelam edeceği akranlarını bulabiliyorsa…

Yorulduğunda oturacak bir bankı, bütçesini düşünmeden bir bardak çay içebileceği bir yeri varsa…

İşte benim belediyecilik anlayışım budur.

Çok mu şey istiyorum?

Eğri oturalım, doğru konuşalım.

Bunlar bir şehir için yapılması imkânsız işler mi? Her biri için dünyanın parasını harcamak, yıllarca proje hazırlamak mı gerekiyor?

Elbette hayır.

Üstelik bunları vatandaşa lütuf gibi sunmanın da anlamı yok. Kaldırımda rahat yürümek, parkta soluklanmak, çocuğunu güvenle dışarı çıkarabilmek, şehirde yaşamanın en doğal hakkıdır.

İnsanlar her sokağa çıktığında önüne bakıp engel hesabı yapmak zorunda mı? Bir anne, bebeğini gezdirmek için önce hangi yoldan geçebileceğini düşünmeli mi?

Yaşlı bir insan, “Yorulursam nerede otururum?” kaygısıyla evinden çıkmaktan vazgeçmeli mi?

Şehir dediğin, insanın hayatını kolaylaştırmalı.

Şimdi gelelim Mardin’e…

Bu saydıklarımızın neresindeyiz?

Cevabı bulmak için uzun toplantılara, kalın raporlara gerek yok. Biraz yürümek, biraz da sokaktaki insanı dinlemek yeterli.

Mardinli bir anneye soralım:

“Bacım, çocuğunu bebek arabasıyla rahatça gezdirebiliyor musun?”

Bir gence dönelim:

“Bisikletini güvenle sürebileceğin bir yolun var mı?”

Bir emeklinin yanına oturalım:

“Amca, evden çıktığında nerede dinleniyor, arkadaşlarınla nerede buluşuyorsun?”

Bir aileye de şunu soralım:

“Hafta sonu çocuklarını alıp fazla para harcamadan nerede temiz hava alabiliyorsun?”

Bu soruların cevabı, bize şehrin ne kadar yaşanabilir olduğunu anlatır.

Ben isterim ki belediyeyi yönetenler, ara sıra bu şehre bir annenin, bir çocuğun, bir engellinin, bir emeklinin gözünden baksın. Kaldırımın yüksekliğini, yolun darlığını, gölgesiz bir sokakta yürümenin yorgunluğunu kendileri de hissetsin.

Çünkü masa başında küçük görünen bir eksiklik, sokakta bir insanın bütün gününü zorlaştırabilir.

Bir kaldırımın açılması, bir rampanın kullanılabilir olması, bir ağacın gölgesine bank konulması… Bunların kıymetini en iyi, o ihtiyacı her gün yaşayan bilir.

Benim belediyecilik anlayışım çok sade.

Anne sokağa rahat çıksın. Çocuk güvenle oynasın. Genç bisiklete binsin. Emekli evine kapanmasın. İnsanlar yürüsün, buluşsun, konuşsun, nefes alsın.

Mardin’de yaşayan herkes, kapısından çıktığında bu şehrin kendisini de düşündüğünü hissetsin.