50 Yıla yakın süre Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kan durmadı, 10 binlerce insanımızı diş güçlerin destekleri ile PKK ve FETO birleşmesi ile kaybettik. Nice eğitimci, Asker, Polis, Sivil, Bürokratımızı kaybettik.
Bu bölgelerde terörden canını kurtarmak isteyen insanlar huzurlu bölgelere kaçarak ata topraklarını terk ettiler. Köyler boşaldı, insanlar arazilerini, evlerini terk ederek büyük şehirlere göç ederek terör belasından kurtulmak istedi.
Ülkenin ekonomisi bu bölgelere mermi, top, havan olarak gitti. PKK ve FETO bu bölgeleri kurtarılmış bölge olarak ilan ettiği gibi vatandaşlardan vergi toplamaya başladı.
O günleri ekranlarda gördük, hemen her gün şehit haberleri ile ekranları açıyorduk. Acaba diyerek kendi yakınımızın kötü haberi gelecek mi diye bekledik.
Terör döneminde Tunceli üzerinden Diyarbakır’a gittim. Kaldığımız otelin karşısında AK Parti il başkanlığı binası bulunuyordu.
Aramızda sadece bir transit yol ve üzerinde bir köprü vardı. İl başkanlığını arayarak görüşme talebimizi ilettim.
İl binasının önünde Tomo polis aracı ve geniş güvenlik önlemi vardı. Randevu verildi ve yanımda Muhammet Kaçar ile il binasına gittik. Girişte arama cihazı vardı. Kapıdaki kişi nereden geldiğimizi sorunca Rizeli olduğumuzu söyledik ve bizi cihazdan geçirmeyerek il binasına aldılar. 3 veya 4 kata çıktık. Sekreterlikte il başkanı bizi ağırladı.
Sohbet etmeye başladık ve o dönem ki AK Parti il başkanının sözü aklımdan hiç çıkmadı” Siz bizi ekranlarda terör yüzümüzle gördünüz, size hiçbir zaman bizim gerçek yüzümüzü göstermediler” dedi.
Evet,, gerçekten Doğu ve Güneydoğu insanının hep terör yüzünü gördük. Kurt kardeşlerimizin hiçbir zaman insanlık yüzünü bize göstermediler. Sokakta veya her hangi bir yerde Doğu ve Güneydoğudan birini gördüğümüzde onu da PKK lı sanıyorduk.
Bizim gözümüzde o bölgelerde yaşayan insanlar birer terörist, birer PKK veya YPG li idi. Bunu bir Pazar günü daha iyi anladık.
Gazeteci Muhammet Kaçar’ın yeni aldığı yazlık ayakkabı kenardan sökülmüştü. Bir tamirci bulmamız gerekiyordu. Taksi çevirdik ve bizi bir ayakkabı diken yere getirmesini söyledik. Taksici bizi Diyarbakır in içinde gezdirerek tamirci bulmaya çalışıyordu. Her gittiğimiz yer kapalı ve sonunda açık bir yer bulduk.
Taksici bizi bekledi, ayakkabıyı diktirdik ve borcumuz ne diye sorduk. Tamirci para istemez, siz bizim misafirimizsiniz, sizden para almam diye tutturdu. Zorladık ancak bir türlü ikna edemeyince gönlümüzden kopanı bırakarak uzaklaştık.
Taksici bizi otele getirdiğinde ona da borcumuzu sorduk, adam ne parası demez mi, ısrar ettik, rica ettik ve sonunda adam benzin parası diye cüzi bir para aldı.
Doğulu birçok arkadaşım oldu. Bugün Diyarbakır, Mardin, Şirnak, Kilis, Gazeteciler cemiyet başkanları ile kardeş gibi birbirimize hitabımız var.
Bazen ön yargılı olmamak gerek, hayatın içinde gerçekler görmek için gerçeklerle karşılaşmamız gerektiğine inanıyorum.
Rize Aktif Gazeteciler Derneği olarak bizlerde Tunceli, Diyarbakır, Mardin ve Şirnak gezisi düzenledik. Ay sonunda birçok arkadaşım ile birlikte bu bölgeleri gezeceğiz. Gezeceğiz Doğuyu, göreceğiz doğruyu.
