Bir şehri tanımak için yalnızca binalarına, caddelerine bakmayacaksınız. İnsanlarına bakacaksınız. Yöneticilerinin birbiriyle nasıl konuştuğuna, vatandaşla nasıl buluştuğuna bakacaksınız.
Çünkü bir şehri ileriye taşıyan, biraz da o şehirde kurulan gönül birliğidir.
Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonumuzun 28. Başkanlar Kurulu Toplantısı için Kilis’teydik. Kilis Basın Cemiyeti Başkanımız Abdullah Alpdağ’ın ev sahipliğinde hem mesleğimizin meselelerini konuştuk hem de şehrin nabzını tuttuk.
Ziyaretlerimizden, görüşmelerimizden ve festival meydanından bende kalan izlenim şu oldu:
Kilis’te şehrin geleceği ve huzuru konusunda ortak bir irade var.
Vali Ömer Kalaylı, Belediye Başkanı Hakan Bilecen, İl Emniyet Müdürü Arslan Bağrıaçık ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cengiz Yanık… Her birinin görev alanı farklı. Ancak bütün bu görevlerin buluştuğu yer aynı, Kilis’in huzuru, Kilislinin refahı, şehrin yarını.
İşte kıymetli olan da budur.
Vatandaşın beklediği çok karmaşık bir şey değil. Evine huzurla dönmek ister. Çocuğunu güvenle sokağa göndermek ister. Esnaf dükkânını gönül rahatlığıyla açmak, çiftçi alın terinin karşılığını almak ister.
Bunların gerçekleşmesi için kurumların birbiriyle konuşması, birbirini tamamlaması gerekir. Birinin başladığı işe diğerinin omuz vermesi gerekir.
Kilis’te gördüğümüz iş birliğini bu yüzden önemsiyorum.
Vali Kalaylı, şehrin tarihî mirasını anlatırken yalnızca eski yapılardan söz etmiyor; o mirasın Kilis’in geleceğinde nasıl bir yer tutacağını da ortaya koyuyor. Kentte 560’ın üzerinde tarihî yapı bulunduğunu, restorasyon kapsamındaki 25 vakıf eserinden 15’inde çalışmaların tamamlandığını belirtiyor.
Düşünün… Küçük dediğimiz bu şehirde ne büyük bir tarih yatıyor.
O yapılar ayağa kalktıkça şehrin hafızası da canlanacak. İnsanlar gelip görecek, sokaklarını gezecek, yemeklerini tadacak. Esnafın kapısı açılacak, şehrin kazancı artacak.
Elbette bunun için emek, takip ve iş birliği gerekiyor.
Belediye Başkanı Hakan Bilecen’in yerel ürünlerin tanıtımına, kültürel zenginliğe ve turizme verdiği destek de bu çabanın önemli bir parçası. Valiliğin, belediyenin ve diğer kurumların aynı hedef doğrultusunda çalışması, sözü hizmete dönüştürmenin yolunu açıyor.
Mesele Kilis ise ortak payda da Kilis olmalı.
Biber Festivali’nde bunun güzel bir örneğini gördük.
Tarlada yetişen acı kırmızı biber, meydanda tatlı bir buluşmaya vesile olmuştu. Üretici, vatandaş, yöneticiler aynı alandaydı. Stantlarda emek vardı, meydanda heyecan vardı.
Biz sofraya gelen biberin acısını biliriz de o biberi yetiştiren çiftçinin çektiği zahmeti ne kadar biliriz?
Toprağın hazırlanması, sulaması, sıcağın altında toplanması… Her aşamasında alın teri var. Üreticinin ödüllendirilmesi, emeğinin herkesin önünde takdir edilmesi bu bakımdan anlamlıydı.
Vali Kalaylı’nın verdiği bilgiye göre Kilis, kırmızı biber üretiminde Türkiye üçüncüsü.
Bu, üzerinde durulacak bir başarıdır. Korunması, geliştirilmesi ve üreticinin kazancına yansıtılması gerekir.
Hasancalı Kalkınma Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mikail Duman ve emeği geçenlerin çabasıyla ikinci kez düzenlenen festival de bu tanıtımın bir parçası oldu.
Ancak şunu da unutmayalım:
Bir şehrin tarihini de lezzetini de tanıtırsınız. İnsanları davet edersiniz. Bütün bunların hayat bulması için o şehirde huzur olması gerekir.
İl Emniyet Müdürü Arslan Bağrıaçık’ın ziyaretimizde söylediği, “Sokağa hâkim olan şehre hâkim olur” sözü bu açıdan dikkat çekiciydi.
Sokağın huzuru, evin huzurudur. Çarşının güvenliği, esnafın ekmeğine de yansır. İnsan kendini güvende hissettiğinde şehriyle daha güçlü bir bağ kurar.
İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Cengiz Yanık’a yaptığımız ziyareti de bu bütünlük içinde değerlendiriyorum. Şehir merkezinden köylere kadar huzurun korunması, emniyetin ve jandarmanın görevlerini koordinasyon içinde yürütmesiyle mümkündür.
Kilis’i geleceğe taşıma hedefiyle huzuru koruma çabası birbirinden ayrı düşünülemez. Valilik, belediye ve güvenlik birimleri arasındaki iş birliği, bu iki hedefin birlikte ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.
Elbette her şehrin sorunu vardır. Kilis’in de çözüm bekleyen meseleleri bulunacaktır. Önemli olan, bu meselelerin karşısında kurumların birlikte çözüm üretme iradesi göstermesidir.
Bizim Kilis temaslarımızdan edindiğimiz olumlu izlenim buydu. Dileğimiz, bu birlikteliğin kalıcı hizmetlerle daha da güçlenmesidir.
Kilis’in biberi acı…
Ama üreticisine sahip çıkan, tarihini koruyan, huzurunu gözeten bu iş birliğinin meyvesi tatlı olur.
Yeter ki aynı şehrin yarını için birbirine omuz verenler, o omzu eksik etmesin.
