Geçen hafta taziye evlerinde dua okuyan hocaların aldığı ücretleri yazdım. Bazılarının verilen parayı beğenmediğini, belli bir rakamın altını kabul etmediğini dile getirdim.
Çok kişi aradı. Hocalardan da arayanlar oldu.
“Biz para almıyoruz” demiyorlar. “Rakamı yanlış yazmışsın” diyorlar.
Demek ki mesele paranın alınıp alınmadığı değil, ne kadar alındığı…
Bildiğim kadarıyla büyük bir kısmı devletin maaşlı görevlisi. Bu konuyu Valiliğe, Müftülüğe ve Diyanet İşleri Başkanlığına bırakıyorum. Araştırsınlar, doğrusunu kamuoyuna anlatsınlar.
Bugün başka bir konuya, taziye evlerinin kirasına değinmek istiyorum.
Hayırsever bir iş insanımız çıkıyor, taziye evi yaptırıyor. Kimi babasının, kimi annesinin, kimi de kendi adını veriyor. Kapının üzerine hayır sahibinin adı büyük harflerle yazılıyor.
Allah hayırlarını kabul etsin. Şehrin ihtiyacını karşılayan herkesten Allah razı olsun.
Ama iş, binayı yaptırmakla bitmiyor.
Sonra buranın işletmesi bir derneğe ya da vakfa bırakılıyor. Cenazesi olan vatandaş kapıyı çalınca da önüne bir hesap konuluyor.
Adı kira değil; elektrik, temizlik parası…
Bana aktarılanlara göre günlük ücretler 3 bin lira ile 10 bin lira arasında değişiyormuş. Rakamlar yanlışsa, işletenler açıklasın. Biz de doğrusunu yazalım.
Elektrik gideri var mı? Var. Temizlik yapılacak mı? Elbette yapılacak.
Peki, dar gelirli vatandaş bu parayı nereden bulacak?
Üç günlük taziye için 20-30 bin lira ödemek kolay mı? Bir de o ailenin evini, mutfağını, çocuklarını düşünün.
Adam babasını toprağa vermiş. Acısını mı yaşasın, taziye evinin parasını mı düşünsün?
Hayır için yapılan bir yerde, vatandaşın böylesine bir yükün altında kalması insanın içine dokunuyor.
İstanbul’dan arayan bir hemşerimiz anlattı. Mardinli Mehmet Dabakoğlu bir taziye evi yaptırmış. Anlatılana göre bütün masraflarını da kendisi karşılıyormuş. Orada taziyesini kabul eden aileler de hayır sahibine dua ediyormuş.
Ne güzel…
Bina hayır, hizmet hayır, ardından edilen dua hayır…
Mardin’de taziye evi yaptıran iş insanlarımıza sesleniyorum:
O güzel binaları yaptırdınız. Allah kabul etsin. Peki, bu kira meselesine de bir el atamaz mısınız?
Temizlik ve elektrik giderlerini karşılayamaz mısınız? Hiç olmazsa ödeme gücü olmayan ailelerin yükünü alamaz mısınız?
İnanıyorum ki isterseniz buna da bir yol bulursunuz.
Kapıya yazılan isminiz, insanların duasında da yaşar. “Allah ondan da geçmişlerinden de razı olsun” diyenlerin sayısı artar.
Bir de toplanan paraların nasıl ve nerede harcandığına ilişkin konuşmalar var. Belgesini görmediğim, doğruluğunu bilmediğim sözleri dedikodu olarak değerlendiriyorum. Kimseye haksızlık yapmak istemem.
Ama milletin ağzı torba değil ki büzesin. Mardin küçük yer. Bir söz bir uçtan öbür uca çabuk ulaşır.
O zaman hesabı açık tutacaksınız.
Ne kadar para toplandı, ne kadarı elektriğe, ne kadarı temizliğe gitti? Açıklayın ki kimsenin aklında soru kalmasın. Hayır sahibinin adı da işletmeyi üstlenenler de boş yere tartışılmasın.
Ben hayırseverlerimize inanıyorum. Bu evleri yaptırırken insanlardan dua beklediklerini, geride güzel bir eser bırakmak istediklerini biliyorum.
Şimdi dönüp bir de o evlerin nasıl işletildiğine baksınlar. Vatandaştan ne isteniyor, istenen parayı herkes ödeyebiliyor mu, öğrensinler.
Binayı yaptırdılar, bu kira işini de çözerler.
Cenaze sahibinin sırtına bir de kira yükü binmesin. İnsanlar taziye evinden borçla değil, hayır sahibine dua ederek ayrılsın.
