Mardinspor-Kayserispor karşılaşması bitti, geriye futbolun güzelliğinden çok tribündeki çirkin görüntüler kaldı.
Kayserispor taraftarlarının bulunduğu bölümde bazı koltuklar kırıldı, yerlerinden söküldü, sağa sola fırlatıldı.
İnsan sormadan edemiyor:
Bu hırsın sebebi ne?
Üstelik takımın deplasmandan galip ayrılmış!
Sloganını attın.
Takımını destekledin.
Galibiyetini aldın.
Peki koltukları kırmak niye?
Holiganlık mı bu, şehir düşmanlığı mı?
O koltuklar Mardin Stadyumu'nda olabilir ama Mardinlinin şahsi malı değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesinden, vatandaşın ödediği vergilerle yapıldı.
Kırdığınız her koltuğun parasını yine bu ülkenin insanı ödüyor.
Futbolda rekabet olur.
Tezahürat olur.
Sevinç olur, üzüntü olur.
Ama vandalizmin, kamu malına zarar vermenin adı taraftarlık olamaz.
Daha da önemlisi, tribünlerde sergilenen bu tür davranışlar şehirler arasında gereksiz bir gerilim yaratıyor. Ayrıştırıcı tavırlar, nefret ve düşmanlık kimseye kazandırmaz. Aksine spora da şehirlere de ülkeye de zarar verir.
Bir Kayserili Mardin'e geldiğinde misafirdir.
Bir Mardinli Kayseri'ye gittiğinde de misafirdir.
Futbol 90 dakika sürer, şehirler arasındaki kardeşlik ise bir maçtan çok daha değerlidir.
Kulüpler de artık bu konuda daha fazla sorumluluk almalı.
Deplasmanlara takımını desteklemeye giden taraftar başımızın üstünde.
Ama koltuk kıran, kamu malına zarar veren, sporun sınırlarını aşan kişilere karşı gerekli yaptırımlar uygulanmalı. Tribün güvenliği daha etkin sağlanmalı, zarar verenler tespit edilmeli ve haklarında yasal işlem yapılmalı.
Çünkü bunun adı takım sevgisi değil.
Takımını seviyorsan formasını giyersin.
Atkını takarsın.
Sloganını atarsın.
90 dakika desteklersin.
Ama oturduğun koltuğu kırmazsın!
Hele takımın galip gelmişken hiç kırmazsın.
O yüzden tekrar soruyorum:
Maçı kazandınız...
Peki koltukları neden kırdınız?
