Ana içeriğe geç

Mardin Söz haberleri... Haberler, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Mehmet ÇELİK
Mehmet ÇELİKKöşe Yazarı

Mardin’e ihanet mi?

Eski Mardin’de bir taş evin yüzünü beton kapatınca içim sızlıyor.

Eski Mardin’de bir taş evin yüzünü beton kapatınca içim sızlıyor.

Aklıma o eve yıllarca emek veren insanlar geliyor.

Bir de seçim öncesi kaçak bir kata göz yumanlar...

Belki birkaç oy kazandılar.

Peki, Mardin ne kaybetti?

Benim cevabım ağırdır.

Bana göre bu şehrin tarihine de geleceğine de ihanet edildi.

O günleri hatırlayın.

Kimi oy hesabından söz ederdi, kimi güçlü ailelerin baskısından.

Rant söylentileri de eksik olmazdı.

Sonra dönüp o betonu sökmek için yüz milyonlarca lira harcadık.

Parası hepimizin cebinden çıktı. Hala sıra bekleyen yapılar var.

Vali Hasan Duruer dönemini hatırlıyorum.

Tarihi dokuyu bozan binaların kaldırılması için uğraştı.

Yenişehir’de ruhsatsız inşaatların üstüne gitti.

Meralara apartman dikenlerin bundan hoşnut kalmasını bekler miydiniz?

Duruer merkeze alındı.

Bugün bile içimden “Keşke üç yıl daha kalsaydı” derim.

İnanıyorum ki Eski Mardin özüne kavuşurdu.

Gelelim Yenişehir’e...

İki balkon o kadar yakın ki komşuya bir tabak yemek uzatmak için kapıdan çıkmaya gerek yok.

İyi de aynı komşuyla akşamüstü aşağıda oturup bir çay içecek gölgelik bulabiliyor musun?

Kaldırımın etrafı çevrilmiş.

Çıkmalar caddeyi daraltmış.

Önce şehri kurduk, sonra altyapı aklımıza geldi.

Gelen her belediye başkanı bir ucundan tuttu.

Ama vaktinde yapılmayan işin sıkıntısını hala o sokakta yaşayan çekiyor.

Su borusu patlıyor, yol kazılıyor.

Ardından kanalizasyon için bir daha açılıyor.

Yazın toz yutuyoruz, yağmurda çamura basıyoruz.

Bazen aklımdan çılgın bir fikir geçiyor. “Gelin, şu Yenişehir’i yıkıp yeniden kuralım” diyesim geliyor.

Bu kez önce altyapısını bitirelim.

Arabalar apartmanın altına girsin.

Çocuklar arabaların arasından çıkıp kendi avlularında top oynasın.

Biz de bir ağacın altına iki sandalye atıp torunlarımızı seyredelim.

İnsan yaşadığı şehirden bu kadarını isteyemez mi?

Bugün ruhsata imza atanlara bir çift sözüm var.

Otoparkı yok.

Avlusu yok.

Kapısının önünde bir çocuğun oynayacağı kadar bile yer kalmamış.

Böyle bir apartmana ruhsat verirken vicdanınız sızlamadı mı? Sızlamıyor mu?

Aynı arsa için sıradan bir vatandaş kapınızı çalsa ona da aynı izni verir misiniz?

O imzanın vebali büyük.

Biz bugün daracık sokakta arabaya yer arıyoruz.

Asıl içimi acıtan, yarın torunlarımızın nefes alacak yer arayacak olması.

Merak ediyorum. Yenişehir’de yürürken “Keşke burayı baştan kursak” diyen bir tek ben miyim?

Günümüzdeki uygulamalar farkılı mı?

Bence hayır!

Yine dikey yapılar, yine çarpık bir kentleşme anlayıışı devam ediyor...

İmar'da rant kokusu söylentilere karışıp didiyor!..