USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Köprüleri ve Yolları Biz Alalım!

10-09-2026

Köprüler satılacak, otoyollar uzun yıllığına kiralanacak ya da işletme hakkı devredilecek…

İnsan ister istemez soruyor:

Bu köprüleri kim yaptı?

Bu yollar hangi parayla yapıldı?

Cevabı belli.

Vatandaşın vergisiyle.

Yani hepimizin parasıyla.

Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde otoyollar vatandaşın bütçesini zorlamayacak şekilde işletiliyor. Türkiye’nin ekonomik şartları farklı olabilir. Yolun bakımı vardır, yeni yatırımlar vardır, devletin gelire ihtiyacı vardır. Bunlara kimsenin itirazı yok.

Zaten yıllardır köprüden geçerken ücret ödüyoruz, otoyola girerken para veriyoruz. Çoğumuz da “Hizmet devam etsin” diyerek buna razı olduk.

Ancak bugün tartışılan mesele yalnızca geçiş ücreti değil.

Asıl mesele, vatandaşın vergisiyle yapılan dev yatırımların 30 yıllığına başka ellere bırakılmasıdır.

Üstelik geçmişte verilen araç geçiş garantilerinin bütçeye getirdiği yük hâlâ tartışılırken, yeni bir devir modelinin gündeme gelmesi doğal olarak soru işaretleri oluşturuyor.

Madem bu köprülerin ve otoyolların milyarlarca liralık ekonomik değeri var…

Madem devlet kaynak oluşturmak istiyor…

O halde neden önce bu millet düşünülmüyor?

Benim teklifim basit.

Eğer satılacaksa önce vatandaşa satılsın.

Adına halka arz dersiniz, gelir ortaklığı dersiniz, başka bir ekonomik model dersiniz… Bunun kararını uzmanlar verir.

Ama temel ilke şu olsun:

Bu ülkenin insanı kendi köprüsüne, kendi otoyoluna ortak olabilsin.

Hem de adaletli bir şekilde.

Öyle parası olan milyonlarca hisse toplamasın, küçük vatandaş yine seyirci kalmasın.

Belirlenecek eşit ve makul sınırlar içerisinde; emekli, işçi, çiftçi, esnaf, memur herkes hisse alma hakkına sahip olsun.

Bir süre öncelik sadece vatandaşa verilsin.

Büyük sermaye daha sonra devreye girsin.

Çünkü bu eserlerin temelinde milletin alın teri var.

Yıllarca vergi veren de bu millet.

Akaryakıtta vergi ödeyen de bu millet.

Araç alırken, kullanırken, köprüden geçerken cebinden çıkan para yine bu milletin parası.

O zaman vatandaş sadece ücret ödeyen müşteri değil, aynı zamanda ortak da olabilsin.

Kâr olursa birlikte kazanalım.

Zarar olursa birlikte taşıyalım.

Ama ülkenin stratejik değeri olan köprüler ve otoyollar, vatandaş dışarıda bırakılarak başkalarının kazanç kapısına dönüşmesin.

Devlet elbette ekonomisini yönetir, kaynak üretir, yatırım yapar.

Ancak milli servet söz konusu olduğunda ilk söz hakkı da, ilk ortaklık hakkı da bu ülkenin insanının olmalıdır.

Velhasıl mesele köprü değil…

Mesele sahipliktir.

Biz yaptıysak, önce bize sorulmalı.

Köprü bizim, yol bizim…

Kârı da zararı da bizim olsun.