USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Barış Kalıcı Olsun, Siyasete Kurban Gitmesin

06-08-2026

Geçen gün bir çerezci esnafıyla sohbet ediyoruz.

Kürt kökenli bir genç..

Bir anda söze girdi:

"Abi, bu sefer barış tamamdır. Bahçeli'nin üstlendiği misyon ve gösterdiği kararlılık bana güven veriyor. Eğer bu iş başarıyla sonuçlanırsa Türkiye'yi kimse tutamaz. Birkaç yıl içinde ekonomi şahlanır."

Dikkatimi çeken, bunu söyleyen kişinin ne siyasetçi ne de ekranlardan konuşan bir yorumcu olmasıydı.

Sıradan bir esnaf…

Ama aslında yıllardır bu coğrafyanın nabzını tutan binlerce insandan yalnızca biri.

Bu sözler bana bir gerçeği hatırlattı.

Güneydoğu'nun sokaklarında bugün ne büyük bir coşku var ne de büyük bir öfke…

Daha çok sessiz bir bekleyiş…

Çünkü bu coğrafya umut etmeyi de, hayal kırıklığı yaşamayı da en iyi bilen yerlerden biri.

Yıllardır nice süreçler gördü bu topraklar.

Kimi büyük umutlarla başladı, kimi yarım kaldı, kimi de büyük hayal kırıklıklarıyla sonuçlandı.

Bu yüzden bugün "Terörsüz Türkiye" denildiğinde bölgenin ilk refleksi alkışlamak değil, sonucu görmek oluyor.

Sokağa kulak veriyorsunuz…

Birisi, "Devlet bu kez kararlı." diyor.

Bir başkası, "Bu iş seçim hesabı." diye düşünüyor.

Bir diğeri ise tek cümle kuruyor:

"Yeter ki çocuklar ölmesin."

İşte bütün tartışmaların ortak noktası da burada başlıyor.

Kimse yeniden acı yaşamak istemiyor.

Kimse cenazelerin geldiği günlere dönmek istemiyor.

Çünkü bu bölge, terörün de çatışmanın da ekonomik ve sosyal bedelini en ağır ödeyen yer oldu.

Yatırım gecikti…

Turizm potansiyelinin gerisinde kaldı…

Gençler iş bulmak için memleketini terk etti.

Oysa huzurun olduğu yerde yatırım olur.

Barışın olduğu yerde üretim olur.

Güvenin olduğu yerde gelecek inşa edilir.

Belki de çerezci esnafının söylediği en önemli cümle, ekonomiyle ilgili olanıydı.

Çünkü insanlar artık sadece silahların susmasını değil, fabrikaların çalışmasını, otellerin dolmasını, gençlerin iş bulmasını, çocukların umutla büyümesini istiyor.

Elbette temkinli olmak herkesin hakkı.

Süreci devlet politikası olarak gören de var…

Yaklaşan seçimlerle ilişkilendiren de…

Ancak hangi görüşten olursa olsun, ortak beklenti aynı:

Bu mesele günlük siyasetin değil, devlet aklının konusu olsun.

Barış, seçim meydanlarının sloganı değil, Türkiye'nin kalıcı kazanımı olsun.

Çünkü en kötü barış…

En iyi çatışmadan daha değerlidir.

Eğer gerçekten yeni bir dönem başlayacaksa, bunun kazananı sadece siyasetçiler değil; yıllardır huzura hasret kalan bu ülkenin 86 milyon vatandaşı olmalıdır.

Ve belki de yıllar sonra insanlar bugünleri anlatırken şöyle diyecek:

"Türkiye'nin kaderi, silahların sustuğu gün değişmeye başladı."