Ana içeriğe geç

Mardin Söz haberleri... Haberler, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Mehmet ÇELİK
Mehmet ÇELİKKöşe Yazarı

DEM’de değişen ne?

Siyaset ne zaman vatandaşın sofrasına, yoluna, suyuna dokunursa o zaman karşılık bulur.

Siyaset ne zaman vatandaşın sofrasına, yoluna, suyuna dokunursa o zaman karşılık bulur.

Öyle değil mi?

Evinde su akmayan, çukurlu yolda aracını hırpalayan, aldığı maaşı ay sonuna yetiştiremeyen insan önce derdinin duyulmasını ister.

Katıldığım DEM Parti basın toplantısında bunları düşündüm.

Artuklu Belediye Başkanı Mehmet Ali Amak, DEM Parti milletvekilleri Beritan Güneş Altın ve George Aslan ile il ve ilçe teşkilat temsilcileri basınla bir araya geldi.

Mardin’in ve Türkiye’nin ekonomik, sosyal meselelerini konuştular. Veriler paylaştılar. Halkın günlük hayatına dokunan sorunları anlattılar.

Açık söyleyeyim.

Ben ilk kez DEM heyetinin bu konuları böylesine geniş bir çerçevede ele aldığına tanık oldum.

Bunu önemsiyorum.

Peki, DEM’de bir şeyler mi değişiyor?

Sokağın sesine daha fazla kulak veren, vatandaşın geçim derdini daha çok gündemine alan bir anlayış mı öne çıkıyor?

Bunun cevabını zaman gösterecek. Ama atılan adımı da görmezden gelmeyelim.

Toplantıda dikkatimi çeken başka bir durum vardı.

Katılan gazetecilerin çoğu, Milletvekili Beritan Güneş Altın ile ilk kez yüz yüze geliyordu.

Bir düşünün.

Aynı şehrin milletvekili ile aynı şehirde görev yapan gazeteciler ilk kez karşılaşıyor.

Bu buluşmaların daha önce yapılması gerekmez miydi?

Basınla ilişki yalnızca açıklama göndermekle kurulur mu?

Yan yana oturacaksınız. Soruları dinleyeceksiniz. Gerektiğinde eleştiriye de cevap vereceksiniz.

Vatandaş da sizi bu açık iletişim içinde tanıyacak.

Toplantıda kurulan samimi diyaloğun devamını bu yüzden önemsiyorum.

Biz aynı coğrafyada yaşıyoruz.

Ekmeğimizi, aşımızı paylaştığımız günler var. Acıda da sevinçte de yollarımız kesişiyor.

Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir.

Ama içtiğimiz su aynı. Kullandığımız yol aynı. Çocuklarımızın geleceğine ilişkin kaygılarımız birbiriyle aynı.

Kader birliğimiz var..

Bölgenin temsilcilerinden beklentimizin olması kadar doğal ne var?

Bakın, toplantıda Mardin çevre yolunun bir an önce yapılması istendi.

Adana–Habur yolundaki çukurlar dile getirildi.

Mardinspor’un yeni bir stadyuma kavuşması gerektiği söylendi.

İçme suyu, köy yolları, şehir içinde yıllardır bekleyen altyapı yatırımları konuşuldu.

Bunları DEM heyetinden duymak beni sevindirdi.

Çünkü bunlar hepimizin meselesi.

Çukura giren aracın sahibine hangi partiye oy verdiği soruluyor mu?

Susuz kalan evler siyasi görüşüne göre mi ayrılıyor?

Mardinspor gol attığında tribünde birbirimize sarılırken parti kimliğimize mi bakıyoruz?

O halde bu şehrin ihtiyaçlarında neden ortaklaşamayalım?

Elbette sorunları dile getirmek kıymetlidir.

Peki, sonra ne olacak?

Çevre yolu talebinin peşi bırakılacak mı?

Köy yolları, içme suyu, altyapı sorunları samimi ve düzenli olarak takip edilecek mi?

İşte güven biraz da burada başlıyor.

Söylenen sözün arkasında durulduğunda…

Barış ve demokratik çözüm arayışlarının gündemde olduğu bir dönemde bu buluşmaların başka bir anlamı daha var.

Silahların susması, siyasetin ve diyaloğun güçlenmesi konuşulurken toplumun doğru bilgilendirilmesi gerekiyor.

İnsanların soruları var. Umutları kadar kaygıları da var.

Bunları dinlemeden güven nasıl kurulacak?

Farklı düşünen insanlara ulaşmadan toplumsal destek nasıl büyüyecek?

Barışın vatandaşa ne getireceği açıkça konuşulmalı.

Anne, çocuğunun geleceğini soracak.

Genç, iş bulup bulamayacağını merak edecek.

Esnaf, kepengini huzurla açmak isteyecek.

Bunlar hayatın içinden sorular. Cevapları da hayatın içinde karşılık bulmalı.

DEM’in basın buluşmaları bu yönde yeni bir adım mı?

Sürecin Mardin’de ve bölgede nasıl karşılandığını anlamak için daha fazla dinlemeye mi hazırlanıyorlar?

Öyleyse bu temaslar çoğalsın.

Gazetecilerle de esnafla da köylüyle de gençlerle de konuşulsun.

Yalnızca kendilerine oy verenlerin değil, farklı düşünenlerin de kapısı çalınsın.

Ben gördüğüm bu yaklaşımı olumlu buldum.

Şimdi devamını görmek istiyorum.

Çünkü Mardin’in konuşulan sorunları çok.

Bekleyen insanları da…

George Aslan’ın, sayılarının yaklaşık 100 olduğunu belirttiği metropolit, papaz ve rahiplerle Alevi dedelerine Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından maaş bağlanması talebini de haklı buldum.

Aynı ülkenin vatandaşlarıysak inancımız yüzünden neden ayrı tutulalım? Farklı inançların dini temsilcilerine de maaş ödenmesi, eşit yurttaşlık anlayışıyla ele alınmalı.

Milletvekili Beritan Güneş Altın’ın ise bazı sorular karşısında biraz gergin olduğunu gözlemledim.

Kayyım uygulamasının hizmeti aksattığını, demokrasiyi kesintiye uğrattığını söyledi.

Halk kimi seçmişse hizmeti de o yürütmeli. Benim de yaklaşımım bu.

Ama bir sorumuz oldu:

“DEM’in başka il ve ilçelerden isimler getirerek belediye başkanı ya da milletvekili adayı olarak dayatması da seçmenin iradesine müdahale değil mi? Bunun kayyım anlayışına benzeyen bir yanı yok mu?”

Bu karşılaştırmaya tepki gösterdi.

Elbette aday belirlemekle seçilmiş birinin yerine kayyım atamak aynı işlem değil. Ama halkın iradesini savunuyorsak aday belirlerken de o halkın sesine kulak vermemiz gerekmez mi?

Kandil’in zaman zaman sürece karşı çıkan tutumlarını sorduğumuzda ise “Geçmişe gitmeyelim, geleceğe bakalım” yaklaşımıyla karşılaştık.

Geleceğe bakalım elbette.

Ama geçmişten gelen kaygıları da konuşalım. İnsanların sorularına açık cevaplar verelim ki geleceğe duyulan güven büyüsün.

DEM'in Basın toplantısını Barış ve Demokratik Çözüm Süreci noktasında olumlu ve anlamlı buldum.

Siz ne dersiniz?