ÇOĞALAMAMAZLIK

ÇOĞALAMAMAZLIK
29-09-2021

Yalnızlık üstüne düşünmeyen, söz söylemeyen, yazmayan kaldı mı bilmiyorum. Bunlara bir yazı daha eklemenin anlamı ne onu da bilmiyorum. Yaz, dedi içim yazıyorum hepsi bu.

 

Hayat karşısında en az Sokrates kadar haklıyken ve kendini en paha biçilmez sözlerle savunurken haksızca ölüme mahkum edilmektir yalnızlık. Yaşarken anlaşılmamaktır. Öldükten sonra anlaşılsa bile insan, o saatte verilen "hakkın" değerini ya da ne işe yarayacağının kararını da size bırakıyorum.

 

Ruhunun, kış toprağı gibi katılaşmasıdır yalnızlık. İçindeki yaşama arzusunun yitmesi, canlılığının kaybolmasıdır. Orada bir zaman sonra baharın geleceğine dair  küçücük bir ümit yoktur. İşte, bu ümitsizliktir yalnızlık.

 

Sanırsın ki bazen ne kadar çok insanın gözyaşını silersem, ne kadar çok insana uzanırsa elim kolum o kadar çoğulacağım. Düşüncenin en daniskasıdır bu. Yardım ettiklerin dahi sırtını doğrultunca çekip gider ve o  varsaydığın çoğulluk acılarını dindirme konusunda hiçbir işe yaramaz, hatta  bu vefasızlığın sana verdiği acılar da öncekilere eklenir.Katmer katmer acılanmaktır yalnızlık. Teselli gidenlerde değildir zaten. Yalnızlık, hiçbir şeyle teselli bulamayacak yüreğindedir.

 

Bütün iyi niyetine rağmen yaptığın her işte kötülükle suçlanmandır. Yargılanman, yaralanmandır. Gururunun ayaklar altına alınmasıdır. Bir diz bir omuz bulursun belki ama bulduğun o diz ve omuzun da seni aldatmasıdır. Şapşalca aldanmaktır yalnızlık.

 

Kimseye anlatamadığın taraflarındır. Çünkü kendinin de anlamadığın yanların vardır. Yalnızlık dibi görünmeyen bir kuyu gibi hep karanlıkta kalmıştır. Sen bile bilemezsin içinin o derin kuyusunda tam olarak ne olduğunu.

 

Bir şiirin en güzel şiir, bir yazının en güzel yazı, bir bestenin en güzel beste olduğuna sadece kendinin inanır gibi oluşundur yalnızlık. Bir  filmin en komik sahnesinde etrafına bakıp gülümseyen tek yüz bulamamaktır. Kış gecelerinde okuduğun kalın bir romanın sonuna ağlayan bir tek senmişsin gibi aynı romanı okuyan binlerce insanın duygusundan bihaber olmaktır.

 

İçinin yanarken dışının serin kalmasıdır yalnızlık. Belli edememektir özündekini. İçinde yananla yanıp erimektir. Çoğalmayı düşünürken eriyip yok olmaktır.

 

Binlerce cümle kurabilecekken birkaçıyla yetinmektir. Seçmek zorunda kalmaktır kötünün iyisini çünkü en iyisinden vazgeçmeye zorlanmaktır yalnızlık.  Binlerce vazgeçiştir.

 

Ve ne yaparsa yapsın aslında her insan yalnızdır. Hepimiz duyarız da ölümün çağrısını çok azımız gerçeği tam olarak anlarız. Zaten az'ındır yalnızlık. Azın yok olmaya karşı aldığı tüm önlemlere rağmen bir "çoğalamamazlık" halidir, çoğun içine karışıp düşünceni, rengini,duygunu çoğa kaptırmak , sıradanlaştırmak, çoğullaşmak ama çoğalamamaktır.

 

 

ÖNCEKİ YAZILAR