NE ZAMAN ŞİİR YAZMAYA KALKIŞSAM

NE ZAMAN ŞİİR YAZMAYA KALKIŞSAM
16-03-2021

Ne zaman bir şiir düşse yüreğime, şiiri unutmak için yollara vururum kendimi. Şiirde bana, bende şiire ait olmayan şeyler vardır; bunu bilirim, bundandır kaçışım şehrin dar sokaklarına. Şiirin hakkını verememekten çok korkarım, yaptığım her işte buna benzer korkularım olsa da şiirde daha kaygılıdır kalem tutuşum.

Usumda dönüp duran ve şiire benzeyen dizeler ne zaman yazıya dökülmek için inatlaşsalar benimle  ve ben yenemesem o inadı, elime kalemi alıp çaresiz otururum yazmaya.

Önce titreyen gölgem vurur beyaz kağıda ve hafızam bir film şeridini kare kare serer kağıdın üzerine. Her karesinde temiz yüzlü şairler görünür... Gencecik yaşta soldurulan ömürlerin görünüşüdür bu olsa olsa... Onların şiirlerinden en güzel dizeler dolar kulağıma. Çoğu kez unuturum yazacaklarımı, zaten  sayfalar dolusu yazsam da onların tek bir dizelerine denk olamayacağını bilirim.

Ben kim, şiir yazmak kim? Onlar kim, biz kim? derim kendime.

Onlar; göğün küskün mavisini, şiirle aydınlatanlardı. Sevgili yerine şiiri yatırırlardı dizlerine ve dörtlüklerini dize dize tararlardı sevgilinin saçı yerine. Ekmeklerine tuzdu şiir, yaralarına merhem... Yaşadıkları dünyaya, vatanlarına, halklarına aşktı şiir ve karşılıksızdı bu aşk...

Onlar; ölümü şiirle karşılayanlardı. Sonra şiirleri bestelenip ölümsüzlüğe erdiler ezberlerde. Dudaklarda dolaştılar sonsuz kere ve bilmem kaç yıl sonra da dolaşmaya devam edecekler. Buna rağmen "Biz şairiz." demediler bir kez bile.

Usumda dönüp duran ve şiire benzeyen dizeler ne zaman yazıya dökülmek için inatlaşsalar benimle  ve ben yenemesem o inadı, elime kalemi alıp çaresiz otururum yazmaya.

Birdenbire aklıma, doğduğu yer için yazdığı şiiri arka cebinde taşıyarak yakılan şairin hikâyesi gelir hem de doğduğu yerde. Kağıdım, kalemim tutuşur sanki. Şair, küllerini de alıp gider. Gittiği yerde çiçeğe dönüştürür götürdüğü külleri. Bense bir avuç külle kalırım hayatın orta yerinde.

Ben kim, şiir yazmak kim? Onlar kim, biz kim? derim kendime.

Onlar; arkalarında yanık türküler, kırık sazlar, katilini bile affedebilecek genişlikte gönüller bırakanlardı. Bu yüzden bilirim işte şiir yazamayacağımı, yazdıklarımın şimdilik şiir olamayacağını. Yürekte küçücük de olsa umutsuzluk, kine ait ufacık da olsa bir kırıntı varsa yazılanlar şiir olamaz diye hatırlatırım kendime. Birkaç keyifsiz dize düşer kalemimden, kapatırım defterimi.

Ne zaman şiir yazmaya kalkışsam şiirin, sana kapılarını açmayan insanların dahi gönlüne bestelenmiş bir dizeyle girmek olduğunu bilirim.

Ben kim, şiir yazmak kim? Onlar kim, biz kim? derim kendime oysa derdini kısacık mesajla anlatmaya çalışırken bile emojisiz yapamayanların şiir dedikleri safsatalarla  dolu sosyal medya. Bana göre yaşam mücadelesi olmayanın sözü şiir değil; tarihine, ülkesine, halkına nefreti olanın sözü asla şiir değil. Şiir, varılmak istenen son nokta da değil gidilmekte olunan zorlu yoldur aslında.

 

Yakup'ta Yusuf'una ağlayan gözün yaşıdır şiir

Öyle saftır, öyle arıdır.

Göğe, direnişle kaldırılmış sazın başıdır şiir

Yarınından umutludur.

Her şeye rağmen boğulmayan bir sestir şiir

Öyle gerçek, öyle haklıdır.

Yarınlara tertemiz bir nefestir şiir

ÖNCEKİ YAZILAR