Türkiye önemli bir sınav verdi.
Ve bana göre bu sınavdan da başarıyla çıktı.
NATO Zirvesi, sadece liderlerin bir araya geldiği bir toplantı değildi.
Türkiye'nin dünyaya verdiği bir güven mesajıydı.
Aynı zamanda Avrupa Birliği'ne ve Batı dünyasına, "Türkiye'siz güvenlik olmaz" mesajının da açık şekilde verildiği bir zirveydi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk heyetinin yaptığı görüşmeler, özellikle ABD ve NATO kanadında karşılık bulmuş görünüyor.
Soğuk rüzgârların yerini daha yapıcı bir diyalog aldı.
Bu bile başlı başına önemli bir gelişme.
Zirvenin yıldızı kimdi?
Bana göre hiç tartışmasız İtalya Başbakanı Giorgia Meloni...
Doğaldı.
Samimiydi.
Rol yapmıyordu.
Liderlerle kurduğu sıcak diyaloglar, verdiği görüntüler ve özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gösterdiği yakın ilgi, Türkiye'de milyonlarca insanın dikkatinden kaçmadı.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez de duruşuyla, sakinliğiyle ve diplomatik tavrıyla olumlu bir iz bıraktı.
Bir de madalyonun öbür yüzü vardı...
ABD Başkanı Donald Trump...
NATO Zirvesi'nin yapıldığı günlerde, Müslüman bir ülkenin misafiri olduğu halde İran'a yönelik sert açıklamaları ve kullandığı üslup doğrusu pek de şık durmadı.
Diplomaside güç kadar nezaket de önemlidir.
Sözler bazen füzelerden daha ağır iz bırakır.
Meloni ve Sánchez'in Trump karşısındaki tavırları ise birçok insanın içinden geçen duyguların dışa vurumu gibiydi.
Zirvenin perde arkasında en dikkat çeken başlıklardan biri de savunma sanayii oldu.
F-35 meselesinde...
Türkiye'de üretilecek hava platformlarının motor temininde...
Olumlu sinyaller verildi.
Henüz her şey tamamlandı demek için erken.
Ama umut veren bir tablo oluştuğunu söylemek de yanlış olmaz.
Elbette zirvenin bir de görünmeyen yüzü vardı.
Kapanan yollar...
Saatlerce trafikte bekleyen insanlar...
Ankara'nın yaşadığı yoğunluk...
Vatandaş bunun sıkıntısını çekti.
Ancak devletler bazen büyük kazanımlar için küçük bedeller öder.
Sonuçta...
Türkiye, ev sahipliğini başarıyla yaptı.
İtibar kazandı.
Masadaki ağırlığını bir kez daha gösterdi.
Şimdi geriye tek bir soru kalıyor.
O objektiflere yansıyan sıcak tokalaşmalar...
O samimi gülümsemeler...
O dostluk mesajları...
Gerçek miydi?
Yoksa diplomasi sahnesinin başarılı oyunculuklarından biri miydi?
Bunu bize zaman gösterecek...
