USD 7,0000
EUR 9,0000
USD/EUR 1,20
ALTIN 400,00
BİST 1.000
Nesrin Bulat
Nesrin Bulat
22-12-2018

SOMYADAKİ

Kapıyı art arda ve hızla çalan beş yaşındaki çocuğu içeri aldı. Kucağındakini hala pışpışlıyor, uyutmaya çalışıyordu. Eteğine yapışan iki yaşındaki çocuğun ağlaması ise yeni durmuştu. İçeri giren beş yaşındaki kızı nefes nefese :

            ?Anne, anne beni yıka, dedi.

            İyi de bugün banyo günü değildi ki. Şimdi ocağı yakmak, kazan kurmak listesinde yer alan işlerden değildi. Herkes kendinden bir iş bekliyordu. Kayınvalidesi tarlada karın tokluğuna ırgatlık etmesini, kocası yatakta kadınlığını göstermesini, çocuklardan biri emzirilmeyi, biri uyutulmayı, biri de yıkanmayı... Ahırdaki ineğin bile kendisinden beklentileri vardı. O ne bekliyordu? Bıkmıştı hayattan. Üstelik yeni değildi bıkkınlığı. Sanki amniyon kesesindeyken yaşayacaklarının filmini izlemiş de düşünmeye başlamıştı kendini bekleyen hayatı ve daha yaşamadan gözü korkmuş, bıkmıştı o zamandan. Bıkkın doğanlardandı yani. Zor bir çocukluk, zor bir evlilik ve kendini büyütemeden üç çocuk büyütmeye çalışmak da ayrıca yormuştu.

            Kucağındaki nihayet uyudu. Mindere yatırdı onu. Başındaki beyaz tülbendi çıkarıp mindere yatırdığının yüzüne, sinek ısırmasın diye örttü. İki yaşındakini aldı bu kez kucağına. Büyük kızına "Git şurada otur, kardeşini uyutana kadar." diyerek parmağıyla camın önündeki somyayı işaret etti. Büyük kızında bu aralar bir gariplik vardı. Olur olmaz isteklerde bulunuyordu. Banyo günlerinin dışında da durmadan "Beni yıka." diye sayıklıyordu. Öfkeli gözlerinin mavi ucuyla somyaya geçen çocuğa baktı. Bu çocuk, sokaktan bazen böyle kan ter içinde geliyordu. Yine terlemişti, karışmış saçlarının uçları terden yanaklarına yapışmıştı. Yüzü kıpkırmızıydı. Göğsünün, ilk geldiğindeki kadar olmasa da hala heyecanla inip kalkan devinişleri vardı.  İşi bu kadar çok olmasa çocuktaki bu farklılığın sadece mevsim sıcağından ve kardeşlerini kıskanmaktan doğmadığını anlar mıydı? O, büyükteki bu değişikliği biraz da şımarıklık olarak gördüğü için önemsemiyor, sebeplerini araştırmak yerine onun sorun yarattığını düşünüp kızıyordu. Bazen bu kızgınlık, başka kızgınlıkların da karışmasıyla büyüyor; çocuğun yanağında bıraktığı izin rengi kırmızıdan mora yükselecek birkaç tokat olarak vücut buluyordu. Tokadın sahibi o zaman derin bir ıstırap duyuyor, ona yeterli sevgiyi veremediğinin farkına varıyor; vicdan azabı denilen karanlık sularda boğuluyordu. Ama tokat yanakta birkaç gün, ruhta bir ömür yaşayacak bir vücut almadan önce de kendinde öfkesini engelleyecek bir yönetim kuramıyordu. Şimdi minderde uyuyan ve kucağına yeni aldığı çocukları olmasaydı; büyük kızının yanağına yapışan saçlarını kesebilir, onu yıkayabilir, hatta pazardan aldığı beyaz çiçekli tokalarla başını süsleyebilirdi. Oysa bunları yapması olanaksızdı. Kucağındaki uyuyana kadar, öbürü uyanacaktı. Vakit, çocuklara sevgi dağıtımında ancak uyutma ve besleme işlerine yetiyordu. Bu işler de sevgiyle yapılmaktan çok zorunlu hizmetler kapsamındaydı onun için.

            Sevgi öğretilmemişti ki ona. Sevgiyi zor ve zaman alan bir iş olarak görmesi bundandı belki. Babası annesini kovduktan sonra gelen üvey anne istememişti onu. Bu yüzden dedesinin yanında büyümüş, orada da iki ihtiyarın yapamadığı bütün ağır işler, küçücük omuzlarına yüklenmişti. Dedesinin koyunlarını otlatmak için çıktığı küçük, yeşil tepenin üstünden, köyü  ortadan ikiye bölen toprak yolda siyah önlükleriyle ilkbahar öncüsü karıncalar gibi okula doğru ilerleyen arkadaşlarını gördükçe az ağlamamıştı arkalarından. O da okula gitmek istiyordu kimse ne istediğiyle ilgilenmese de. Dedesi zaman zaman "Gül  kızım, gülperi kızım, güleç kızım..." gibi sevgiyi çağrıştıran sözler sarf etse de küçük bedenin büyük işleri yüklenmesine ses çıkaramayacak kadar ihtiyardı. Bu kadar ihtiyar olmasa kısa bir süre sonra dedesini toprağa vermeyecek, ondan sevgiyi öğrenebilecek, çocuklarına sevgi gösteremeyen bir anne de olmayacaktı.

            Kucağındaki de uyumak bilmiyordu. Gözleri iyice kısılıyor, tam uyudu derken göz kapaklarını birden ve inatla açıyordu. Sanki annesinin kendini uyutur uyutmaz mindere fırlatacağını, bu zamanın dışında bir daha kucağa alınma olasılığının düşüklüğünü biliyor da inatlaşıyordu uykuyla. Annesi ayakta uyutmayı denedi bu kez. Odada bir aşağı bir yukarı gezdirmeye başladı onu.

            Somyadaki, annesinin hiçbir hareketini kaçırmadan izliyordu. Sadece annesiyle göz göze gelme anında tül perdenin yırtılmış yerinden dışarı çeviriyordu bakışlarını çünkü annesinin mavi alevler saçan gözlerinden korkuyordu. Bu gözlerde; yıkanma konusunda ısrarcı olursan isyanı bastırmanın yollarını biliyorum, diyen bir meydan okuyuş vardı. Onunsa yıkanmaktan başka çaresi yoktu. O yüzden ummak ve bilmek istiyordu, annesi kucağındakini uyutunca banyo yaptıracak mıydı onu? Dün de yıkamamıştı, önceki gün de. Tekrar annesine baktı, bu kez göz göze geldiler. Annesinin gözleri, birçok isteğini dile getirmesine engel olan kocaman bir "dur" deyişti yine ve pek çok kez... Somyadaki, bacaklarını büküp dizlerinin arasına yerleştirdi alnını. Annesinin karnında olmayı diledi. Gerçekleşebilecek tek bir isteği olsaydı evet, bunu dilerdi. Kardeşlerinden kendisine sıra gelmesini beklemekten, nasibine düşecek sevgi kırıntılarından, hatta yıkanmaktan vazgeçip annesinin karnına girmeyi nasıl da  isterdi. Annesine söylese bunu, karnına al beni, dese; dayak yemekten korktu. Ancak "Yıka beni." diyordu. "Karnına almayacaksın madem yıka!"

            Yıka da o zaman dili şaraba, bıyığı tütüne bulanmış "dede"nin kokusundan kurtulmanın bir yolu olur. Yıka da dedenin nemini kaybetmiş dilinin yanakta ve boyunda dolaşmasından bir iz kalmasın. Yıka da bacaklarımın arasında gezen tütün sarısı parmaklardan bir iz kalmasın. Acaba tütün sarısı, bacaklarının arasında bir iz bırakmış mı diye dizlerinin arasından pijamasının kasık arasına baktı. Zaman zaman çiş beklerken de binlerce küçük bebeğin tuvaletin deliğine dökülüp dökülmediğine bakardı. Sonuçta "dede" çok kez ellemişti orasını. Ama şimdiye kadar hiç bebek düşmemişti. Ya bugün annesi onu yıkamadığında düşerse bebekler ne yapardı, ölmeyip bir de ağlarlarsa binlerce bebekten bazısı... Annesi o zaman inanmazdı ki oğlan çocuklarıyla oynamadığına. Hiçbir oğlanla tenhaya gitmemişti. Yine de annesi inanmazdı işte. "Dede yaptı." da diyemezdi. "Dede" dedikleri mahallelerinin buruşuklarından biriydi ve "Annene söylersen aynısını kardeşine de yaparım." diyordu. Nefretle baktı kardeşine, sadece anne kucağını değil tüm geleceğini de çalan oymuş gibi, ağzı yüzü buruşuk pis canavarı babasına öldürtememesinin tek sorumlusu iki yaşındaki kardeşiymiş gibi. Yine de kıyamazdı ona. Susmak zorunda hissediyordu bu yüzden.

Somyadaki çocuk duaya başladı: "Allah´ım" dedi, "Ne olur bu kez de gelmesin bebekler. Dede ile karşılaşmamak için çok dikkat edeceğim söz. Onu, sokağın başında gördüğüm an zıplayarak bahçenin duvarını geçmeyi başaracağım. Bu kez de olmasın da bebekler...Allah´ım ne olur." Somyanın gıcırtısıyla irkildi. Annesi yanına oturmuştu:

?Aç mısın?

?Hayır, beni yıka.

            Bu anlamsız istek; kimin tükürdüğü belli olmayan, yaz sıcağında eriyip terliğine yapışmış sakız gibi ısrarla terk edilmiyordu. Yüzünü buruşturdu,yorgun omuzlarını iyice düşürdü: "Şimdi uyanır kardeşlerin." gerçekten de mindere ilk yatırdığı kıpırdanmaya başlamıştı.

            Somyadaki umudunun sönmeye yaklaştığını anlamış, yıkanırsa bebeklerin bu sefer de gelmeyeceklerine öylesine çok inandığı için çığlık gibi bir sesle "Beni yıka!" diye ağlamaya başlamıştı. O, bu çığlığı atınca iki kardeşini birden uyandırmıştı. Kadın birden ağlayan üç çocuğun ortasında çaresiz kalmış, kardeşlerini anlamsız şımarıklığı yüzünden uyandıran somyadakinin yüzüne her zamankinden sert, tokadı basmıştı. Somyadaki çocukla birlikte artık kendi de ağlıyordu. İki çift insan eli, iki sarsılan başı aynı anda kapattı.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
@
Nesrin Bulat

Nesrin Bulat

DİĞER YAZILARI ŞİİR PERİSİNE MEKTUP 1 12-06-2021 11:09 İNSAN İSTERSE 07-06-2021 15:06 EDEBİYATIN İZİNDE BİR SULTAN 11-05-2021 10:29 SÖZÜNÜ ŞİİRCE SÖYLEYENLER 06-05-2021 20:46 NE ZAMAN ŞİİR YAZMAYA KALKIŞSAM 16-03-2021 09:55 Güneşten Yana 10-03-2021 09:49 RUHUM 10-02-2021 09:48 EĞİTİMCİ YAZAR DOSTLAR ADINA 28-02-2021 09:47 DUYDUM Kİ 10-03-2021 09:46 ARADAKİ FARK 17-12-2020 09:34 Görürken Kör, Duyarken Sağır, Konuşabilecekken Dilsiz 01-01-2021 09:33 YÜRÜMENİN EN GÜZEL YANI 07-01-2021 09:32 DENİYORUM AMA NEYİ 08-01-2021 09:30 ANLA ARTIK 14-01-2021 09:27 KARINCA RAP RAPLARI VE GEÇİCİ TEDAVİSİ 10-04-2021 20:45 HATIRLAMAK 02-04-2021 20:26 GÜNEŞİ KAÇIRMADAN 30-10-2020 12:13 PİŞMAN KUŞLAR YURDU 25-10-2020 22:51 UMUDU FISILDA 24-10-2020 20:26 İYİYİZ HOŞUZ 18-10-2020 08:07 GÖKYÜZÜ KOCAMAN 17-10-2020 07:47 GİDİN! 11-10-2020 08:45 BİR ÖĞRETMENDEN GÜNE DÜŞEN NOT 29-09-2020 09:05 ŞİİR PERİSİNE MEKTUP 23-09-2020 21:13 ZAMAN UNUTKANDIR DİYENLERE 15-09-2020 10:32 Çığlık 21-07-2020 22:35 KÜÇÜK BİR BAHÇE 17-07-2020 11:57 ŞİMDİKİ ZAMANLI DÜŞÜNMELERİMİZ 14-07-2020 00:25 Hayat ödeyemediğin borçlar yüküdür bazen, Ölümünse zerre umrunda değildir kalan borcun. 12-06-2020 07:57 Çocukluğum 07-06-2020 22:21 SİZDEN DEĞİL 30-05-2020 20:15 DELİ SAÇMASI 10-05-2020 22:00 BU SENE BAHAR 29-04-2020 05:22 SUSMAK BENİM SEVGİMDİ 22-04-2020 19:31 EŞİTLEYİCİ COVİD-19 14-04-2020 17:33 VAZGEÇME 08-03-2020 21:50 BAHAR BARIŞ DEMEKTİ BİR ZAMANLAR 02-03-2020 10:14 Öyle Unutuluyorsun ki 13-02-2020 00:49 BUNA DÜNYA DERLER" 13-01-2020 22:00 DOSTLUĞUN ONARAN ELLERİ 05-01-2020 22:15 ESKİ YILIN SON YAZISI 28-12-2019 18:32 KENDİLİĞİNDEN SEVMEK 22-12-2019 15:48 HASTA SEVGİLER MEZARLIĞI 09-12-2019 22:20 HER ŞEYE RAĞMEN YAZMAK 06-12-2019 08:00 ÖPÜP DE DAKİKA DAKİKA 17-11-2019 22:16 DURMAK BAZEN 08-11-2019 22:21 GÜLEN YAZILAR 01-11-2019 22:34 Çıplak Krallar 20-10-2019 20:27 YARA-TICILIK 08-10-2019 19:15 Son Hayal 27-09-2019 22:11 AMAÇLARA GİDEN YOLLARDA YÜRÜMEK 18-07-2019 17:26 ÇÖLDE YİTİP GİDEN MAVİ DAMLA 12-07-2019 11:00 Yanıbaşı Özlemi 29-05-2019 09:00 CANI İSTEDİĞİNDE GİDEBİLMELİ İNSAN 22-05-2019 19:49 NEREYE BAKSAK? 08-05-2019 23:31 TUHAF KAL! 15-04-2019 20:44 Yazmaya özlem 25-03-2019 17:40 YENİ YOLLAR DENEMELİ 15-02-2019 22:55 HAKSIZLIK KARŞISINDA SESSİZ KALAN, ZULME ORTAK OLANDIR 12-02-2019 08:22 YAZMADAN ANLATANLAR 05-02-2019 00:02 KOLEKSİYONCU 20-01-2019 04:34 GÜNEŞ ÖZLEMİ 12-01-2019 17:40 BANA BİR ŞANS VER 30-12-2018 20:15 SOMYADAKİ 22-12-2018 22:13 BİLMEM HANGİ DERGİNİN BİLMEM HANGİ ŞİİRİ ÜZERİNE 18-12-2018 11:21 SİNEĞİN GÖZÜNDEN 12-12-2018 14:24
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
TAKIMOPuanAV.
1Beşiktaş4084+45
2Galatasaray4084+44
3Fenerbahçe4082+31
4Trabzonspor4071+13
5Sivasspor4065+11
6Hatayspor4061+9
7Alanyaspor4060+13
8Fatih Karagümrük4060+12
9Gaziantep FK4058+8
10Göztepe40510
11Konyaspor4050+1
12Başakşehir FK4048-12
13Çaykur Rizespor4048-16
14Kasımpaşa4046-10
15Yeni Malatyaspor4045-4
16Antalyaspor4044-14
17Kayserispor4041-17
18BB Erzurumspor4040-24
19MKE Ankaragücü4038-19
20Gençlerbirliği4038-32
21Denizlispor4028-39
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
13.05.2021
ANKET VAKTİ TÜMÜ
Sosyal medyaya mı internet medyasına mı güveniyorsunuz?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
ARŞİV ARAMA