1977 yılında resmiyet kazandı ve zamanla dünyanın dört bir yanında anılmaya başlandı.
Türkiye’de ise bu günün geçmişi daha eskiye dayanır.1921 yılından bu yana Dünya Kadınlar Günü çeşitli şekillerde anılmaktadır.Sadece 1980 darbesinin ardından dört yıl boyunca bu gün pas geçilmişti.
Peki neden 8 Mart? ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında yaklaşık 40 bin kadın işçi daha iyi çalışma koşulları için greve çıktı. Uzun çalışma saatlerine, düşük ücretlere ve insanlık dışı şartlara karşı seslerini yükselttiler. Polis müdahalesi geldi.Baskı geldi.Şiddet geldi. Kadın işçiler fabrikaya kilitlendi. Tam o sırada çıkan yangın büyük bir felakete dönüştü. Fabrikanın önüne kurulan barikatlar nedeniyle içerideki işçiler dışarı çıkamadı. Alevler büyüdü…Çığlıklar yükseldi… Ve o gün haklarını arayan 120 kadın işçi hayatını kaybetti. Cenaze törenine on binden fazla insan katıldı.O gün, kadın emeğinin ve mücadelesinin simgesi olarak tarihe geçti.Ama ben bugün başka bir şeyi düşünüyorum…
Ben bugün annemi düşünüyorum. Benim annem özgürlük nutukları atmadı.Hak arama yürüyüşlerine katılmadı.Sloganlar da bilmezdi zaten. Ama hayatın en ağır yükünü taşıdı. Hep boyun eğdi…Ekin biçti…Süt sağdı…Ellerini suyun içinde nasırlaştırarak çamaşır yıkadı. Güneş doğmadan kalktı…Herkes uyuduktan sonra yattı. Hiç isyan ettiğini duymadım. Belki de bu toprakların en güçlü kadınlarıHiç konuşmayan kadınlardı… Sessizce çalışan…Sessizce fedakârlık yapan…Sessizce hayatı omuzlayan kadınlar…Babam annemden farklı mıydı?
Hayır!
Bugün 8 Mart’ta ben kutlama yapmıyorum.
Ama bugünden de bir beklentim var. Kadın haklarının ve insan haklarının sadece kâğıt üzerinde değil; yasalarla ve vicdanlarla korunmasıdır.Yönetimde, çalışma hayatında, sosyal yaşamda…Kısacası hayatın her alanında… Fakir–zengin demeden,Kadın–erkek ayırmadan,Herkesin eşit haklara ve insanca yaşam koşullarına sahip olmasıdır. Çünkü sosyal devlet dediğimiz şey tam da budur. Ben bugün annemi hatırlıyorum…Annesini özleyenleri,Kadına meta gözüyle bakmayanları,Yüreği anaç, merhameti büyük kadınları… Ve yaşamın her alanında kadının yanında dik duran , saygı duyan adamları, Saygıyla selamlıyorum. Ve içimden sadece şu cümle geçiyor:Ben en çok annemi özledim…