?>

Bir Şehrin Alın Teri: Mardin 1969 Spor

Mehmet ÇELİK

5 ay önce

Mardinspor yönetimi ve sprocuları ile bir kahvaltıda buluşyoruz.

Biz sesizlik hakim.

Futbolcular iel yöneticler arsında bir gönül köprüsü bir inanmışlık gözlemlyoruz.

Eksik kadro ile takımın shada elde ettiği başarı gözlere yansıyor.

Sporcu sahaya yüreğini koyduğunda, inandığında elde edilen başarının huzurunu sergiliyor takım.

Haksızlık, bazen takıma güç katıyor.

Bazen bir futbol takımı, sadece bir takım değildir…Bazen bir şehir olur.Bazen bir hafıza, bazen bir umut, bazen de yarım kalmış hayallerin yeniden ayağa kalkma cesareti…

İşte Mardin 1969 Spor, bugün tam olarak budur.

Bu sezon sahaya çıkan on bir futbolcudan fazlası var ortada. Tribünde atan her kalp, sokakta edilen her dua, evlerde tutulan her nefes bu formanın içindedir.

Mardin, uzun zaman sonra bir kez daha kendini bu takımın peşine takmışken, yaşananlar ister istemez insanın içini acıtıyor.

Çünkü bu hikâye artık sadece futbol değil.

Sahada eksiklerle, sakatlıklarla, imkânsızlıklarla mücadele eden bir takım var.

Masada ise görünmeyen eller, bitmeyen baskılar, “tesadüf” denilerek geçiştirilen ama tekrarlandıkça insanın vicdanını zorlayan kararlar…

Gebzespor maçında yaşananlar, bir maçın çok ötesindeydi.

O gün sahada sadece bir skor değişmedi; adalet duygusu da yara aldı.

Bir hakemin düdüğü, bir şehrin emeğini susturamazdı ama susturmaya çalıştılar.

Ve sonra çıkıp “hata” dediler.

Hata mı?Bir kere olur, iki kere olur…Ama bu kadar mı?

Başkan Rıdvan Aşar’ın “Bu futbol değil, alın teri hırsızlığıdır” sözü, belki de bu sezonun en ağır ama en gerçek cümlesidir.

Çünkü ortada çalınan bir şey vardır ve o şey, sadece iki puan değildir; umutlardır.

Bir de algılar var…Bursaspor örneğinde olduğu gibi, tribünlerden sosyal medyaya, şehirlerden ekranlara taşınan linçler… Amaç belli: Yıldırmak. Sindirmek. “Buraya kadar” demek.

Ama Mardin öyle bir şehir değildir.

Bu takım, eksik kadrolarla Maraş’ta kazandı. Isparta’da pes etmedi.

Aksaray’da boyun eğmedi.

Çünkü bu takım, gücünü lobi odalarından değil; inancından alıyor.

Ve şimdi soruyu şehre sormanın tam zamanı:

Bu takım kimin takımı?

Bir başkanın mı?Bir yönetimin mi?Hayır.

Bu takım, sabah dükkânını açan esnafındır.Bu takım, çocuğunu elinden tutup maça getiren babanındır.Bu takım, balkonundan bayrak asan annenindir.Bu takım, adında Mardin yazan herkesindir.

Evet, destek şart.

Evet, bu yol parayla da yürür.

Ama asıl mesele sahiplenmedir.

Rakiplerin sponsor listeleri uzadıkça uzarken, bu şehrin suskun kalması kader olmamalıdır.

Son bir söz de tribünlere…

Futbol, kinle değil; sevdayla güzeldir.Irkçılık, nefret ve düşmanlık bu oyunun ruhuna ihanettir.

Mardin 1969 Spor bugüne kadar bu çizginin dışına düşmedi, düşmeyecek.

Çünkü bu takımın hikâyesi, öfkeyle değil; onurla yazılıyor.

Ve bilinmelidir ki;Bir şehrin alın terini çalmaya kalkarsanız, karşınızda sadece bir takım değil, bir Mardin bulursunuz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI