Rize… Türkiye’nin doğasıyla en cömert, havasıyla en serin, çayıyla en bereketli şehirlerinden biri. Ve bir başka tanımıyla: Yağmurun ve çayın başkenti.
Geçtiğimiz günlerde bu serin topraklarda gazetecilik adına sıcak bir buluşmaya tanıklık ettik. Anadolu Basın Buluşmaları kapsamında, 17 ilden gelen meslektaşlarımızla birlikte Rize’deydik. Yağmuru dağlara vuran rüzgârla karşıladık, çayın kokusunu fabrikalarda içimize çektik, sis denizinin kıyısında manzaraya değil, geleceğe baktık.
Ama bu satırları, ne Fırtına Deresi’nin güzelliğini ne de Ayder Yaylası’nın yeşiline methiyeler düzmek için yazıyorum.
Bu yazı, iki ismin etrafında şekillenecek: Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ve Belediye Başkanı Rahmi Metin.
Vali Baydaş: Samimiyetin Protokol Hali
Vali Baydaş’ın konuşmalarında bir siyasetçi değil, bir halk adamı seziliyor. Bu yazının amacı abartı değil; övgü de değil. Vatandaşın gözünde bir yöneticinin nasıl olması gerktiğinin bir örneğirdir.
Vali Baydaş vatandaşlara devletin kapılarını açmış. “Karadeniz insanı serttir ama içi samimidir” derken aslında kendisini de tanımlıyordu. Çünkü konuşmasındaki duruluk, tavrındaki sadelik ve samimiyetle kurduğu cümleler, Valilik gibi mesafenin zorunlu olduğu bir makamda nadir rastlanan bir insani yakınlık hissi uyandırıyor.
Çayın ve turizmin Rize ekonomisindeki yeri kadar, vatandaşın gündelik hayatına dair kurduğu cümleler dikkat çekiciydi. “Vatandaşın derdi bizim derdimizdir” demek, bir slogandan ibaret kalmadı. Anlattıkları, bunu fiiliyata döktüklerini gösteriyordu.
Vali Baydaş, sadece bürokrat kimliğiyle değil, gözlemci bir yerel yönetici refleksiyle konuşuyordu. Geniş alanlar değil, “dar alanlarda yaşayan vatandaş” üzerinden kurduğu empati, bu kentte bir şeylerin değiştiğini gösteriyor.
Başkan Metin: Yenilik Peşinde Koşan Bir Belediye Başkanı
Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin için ayrı bir paragraf açmak gerek.
Başkan, klasik bir belediyecilik anlayışından ziyade; Ar-Ge kafasıyla, proje odaklı düşünen bir yönetici portresi çiziyor. Yağmurun başkentinde “yağmur damlalarından enerji üretme” fikrine bu yüzden kimse şaşırmadı. Çünkü bu sadece teknik bir hayal değil; aynı zamanda mevcut kaynakları doğru okumak, farklı düşünmek, risk almak demek.
Çay üretiminin yan ürünü olan lifi değerlendirip ondan kokusuz, dumansız, uzun ömürlü bir kömür elde etmek, klasik belediyeciliğin ötesinde bir vizyonun işareti. Üstelik bu tesise güneş paneli kurup kendi enerjisini üretmek, çevreye ve ekonomiye eş zamanlı katkı sağlamak demek.
Başkan Metin’in cümleleri heyecan taşıyor, evet. Ama bu heyecanın zemini var. Çünkü ortaya koyduğu fikirler, uygulanabilirlik çizgisinden sapmıyor.
Son Söz Yerine: Yağmurdan Sonra Gönül Köprüsü
Bu şehirde yalnızca yollar değil, gönüller de birleşiyor.
Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu olarak, Aktif Gazeteciler Derneği Başkanı Mustafa Bayrak ev sahipliğinde ve samimiyetinde Karadenizli gazetecilerle bir gönül köprüsü kurduk. Bu köprüde, Rize’nin devlet, yerel yönetim ve basın nezdindeki temsilcileri sadece ev sahibi değil; samimiyetin, çözüm arayışının ve birlikte üretmenin taşıyıcı kolonlarıydı.
Yağmurun hiç dinmediği bir şehirde umut hep yeşil kalır. Bu nedenle Rize’de gördüğümüz, sadece sisin ardından açan manzara değil; irade, vizyon ve birlikte düşünme gücüydü.
Ve bu güç, bu şehirde hem Valilik makamında hem de Belediye Başkanlığı koltuğunda kendini belli ediyor.
Not: Bu yazı; gördüğünü yazan, duyduğunu soran, karşılaştıran ve kamu yararını gözeten bir gazetecilik yaklaşımıyla kaleme alınmıştır. Zira gazetecilik sadece haber yapmak değil, iyi örnekleri görünür kılmaktır.