Mardin…
Her gün büyüyen, her gün yeni bir sorunla yüzleşen ama aynı zamanda büyük bir dönüşümün eşiğindeki şehir.
İşte tam da bu nedenle Valilikte yapılan “10 Aralık İnsan Hakları Günü” toplantısı, sıradan bir toplantı değildi.
Çünkü insan haklarını yalnızca belgelerde değil, hayatın içinde aramamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Vali Tuncay Akkoyun’un sözleri dikkat çekiciydi.
İnsan haklarını; suya erişimden ulaşıma, şeffaf yönetimden dezavantajlı vatandaşların yaşam standartlarına kadar geniş bir çerçevede ele alıyor.
Peki, hak dediğimiz şey tam olarak nedir?
Sadece duvarda asılı bir metin mi? Yoksa sokakta karşılaştığımız her hizmetin bir yansıması mı?
“Su sorunu yok, suyu doğru kullanma sorunu var.”
Bu cümle, masadaki en çarpıcı ifadeydi.
Beyazsu’dan gelen 1600 litrelik suyun kayıplarla 500 litreye düşmesi…
Az buz mesele değil!
Kentin damarlarına ulaşamayan bir can suyu düşünün.
Yıllardır eleştirilen bu altyapı için 2,5 milyarlık yatırım yapılıyor.
Çelik borular döşeniyor.
Üç yeni depo inşa ediliyor.
Çalışmalar yüzde 90’a gelmiş durumda.
Peki sonra ne olacak?
Yenişehir’de testler yapılacak, ardından asfalt tamamlanacak.
“Biraz sabır” diyor Vali Akkoyun.
Haklı mı?
Evet.
Çünkü köklü işler, aceleyle değil, sabırla çözülüyor.
500 kilometrelik yol… Dile kolay!
Bir yıl içinde tamamlanan yol çalışması 500 kilometreyi bulmuş. Bu rakam, masada söylenince basit duruyor.
Ama sahaya inince? Köy yolundan şehir içi bağlantılara kadar geniş bir ağdan söz ediyoruz.
Ayrıca güney ve batı çevre yollarının ihalesi tamamlanmış.
Kuzey çevre yolu ise sırada. Şehrin yıllardır beklediği büyük bir nefes alma alanı bu.
Yeni Şehir Stadyumu’nun da yakında ihaleye çıkacağını ekleyelim. Spor altyapısı da hareketleniyor.
İnsan hakları sadece hukukçuların mı konusu?
Toplantıda asıl dikkat çeken nokta şuydu:
Dezavantajlı vatandaşlara vurgu.
Evet, insan hakları seminerlerde güzel anlatılır.
Ama gerçek sınav sahadadır.
Engellisi, yaşlısı, dar gelirli vatandaşı…
Onların hakkını koruyacak olan günlük hizmettir.
Vali Akkoyun’un “İnsanca yaşamak en temel haktır” sözü bu yüzden güçlü bir mesajdı.
Çünkü insanca yaşam, teoride değil; muslukta, sokakta, ulaşımda, sosyal destek mekanizmalarında başlar.
Biraz sabır… ama nereye kadar?
Mardin haklı olarak hızlı çözüm istiyor.
Yılların yorgunluğu var.
Su sıkıntısı, yol çalışmaları, çamur, toz, gürültü…
Elbette zor.
Ama şehir aynı zamanda şunu da görüyor:
Sahada bir hareket var. Yapım var. Değişim var.
Peki bu yeterli mi?
Elbette değil. Ama doğru yönde atılmış adımlar var.
Şeffaflık vurgusu, hesap verebilirlik çağrısı, insan haklarıyla hizmeti birleştiren bir yaklaşım…
İnsan hakları, sadece büyük kavramların dünyasında yaşamıyor.
Bazen bir bardak temiz suda, bazen düzgün bir yolda, bazen de “Sizi duyuyorum” diyen bir yöneticinin tavrında hayat buluyor.
Ve Mardin bugün şu soruyu tekrar soruyor:
Hizmet de bir insan hakkı değil midir?
Cevabı sahada arıyoruz.
Bulmaya da yakın gibiyiz.
