USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

KONUŞMALAR -1-

02-07-2021
Google News
Yalnızlığın ürkütücü cazibesi aklın şehvetini artırıyor.
Kendi içimize mıhlanmışlığımız ise yine kendimize bela olmamızdan kaynaklanıyor.
Soylu hayallerimizin bizleri terk etmesinin yegâne sebebi bizden sıkılmış olmalarıdır belki de. 
Boşlukta dolaşan avare ruhların ise izbe bedenleri seçmelerinin tek sebebi, onca bahanenin tabutuna girme zaafını göstermiş olmaları diye düşünüyorum.
İlgisizliği benimseyip, sevgiyi üç talakla boşayan insan, kendi hüçresine bir tuğla daha eklerken çürümeyi de göze almış olması çok ilginç. Sıcak anılarını soğuk hafızasına meze eden insanın kendi kanıyla sarhoş olup saçmalaması an meselesi.
Bu nedenledir ki insan bir taraftan kendi köksüzlüğünü ifşa ederken diğer yandan da kendisini dünya'nın merkezi sanma yanılgısında ısrar edipdurması şaşılacak şey!
İnsanın uğuldayan zamana karşın kulaklarını tıkayıp, ağzını açması zihninin basıncına zerrece fayda sağlamazken hâlâ inatla az gelişmiş varlığını sürdürme çabası yarı hayalet, yarı ceset olarak deveran edipduruyor. Peki, nasıl bir ifşa, bilincimizi sarsarak bizleri tekrar harekete geçirebilir?
Sınırı belirsiz tedirginliklerimizin coğrafyasında, hangi bilgi ekilip biçilebilinir? 
Tekdüzelik celladı elindeki tırpanla zihnimizi tıraşlarken ağzımızda geveleyegeldiğimiz bilgileri tükürecek bir zemin arayışına girmemiz kaybolmamıza neden olabilir mi?
Bilgi evrenselliğinin nabzını yoklarken, kendi kalbimizin atışlarına kulaklarımızı kapamak doğru bir davranış olmasa gerek Kendi kalp atışını duyamayan bir bireyi bu sessizlik hangi kritik noktalara sürekler? 
Her şeyin yavanlaştığı bu çağda tekdüzeliğin ve vasatlığın verdiği tiksintiyi gidermenin yolu nedir? 
E.Gülüş Teke