Sessizliğin İçindeki Minnet: Mardin’de 9.05
Bugün saatler 9.05’i gösterdiğinde Mardin’in kalbinde bir sessizlik çöktü. Hükümet Konağı önünde, Atatürk Anıtı’nın etrafında toplanan yöneticiler, gaziler, öğrenciler ve öğretmenler, sivil toplum kuruluş temsilcileri aynı duyguda birleşti: Minnet. Siren sesleri eşliğinde dalgalanan bayraklar, yalnızca bir liderin değil, bir çağın, bir devrimin, bir aydınlanmanın sembolüydü.
Mardin Valisi Tuncay Akkoyun’un çelengini sunmasının ardından başlayan tören, Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Çok Amaçlı Toplantı Salonu’nda devam etti. Ancak bu anmalar, yalnızca birer resmi tören değildir; bu anlar, Atatürk’ün bıraktığı mirasın bugünde, bu topraklarda nasıl yaşadığını hatırlatır.
Atatürk’ün büyüklüğü yalnızca Türk milletinin kalbinde değil, dünyanın vicdanında da yankı bulmuştur. Hindistan’ın efsanevi lideri Nehru, “Atatürk, Doğu’ya batının ilerleme azmini getiren adamdır,” derken, Alman devlet adamı Von Papen, “O, bir milletin kaderini değiştirmekle kalmadı, insanlığın tarihine yön verdi,” sözleriyle onu selamlamıştır.
Ve elbette, İngiltere’nin savaş döneminde ülkesine liderlik etmiş olan Winston Churchill, Atatürk’ün vefatının ardından şu sözleri söylemiştir:
“Savaşta bir kahramandı, barışta ise bir bilge. Dünyanın çok az milletine böylesine bir önder nasip olmuştur.”
Amerika Birleşik Devletleri’nin eski Başkanı Franklin D. Roosevelt de Atatürk’ü şöyle anmıştır:
“O’nun ileri görüşlülüğü, yalnız Türk ulusu için değil, insanlık için de bir kazanç olmuştur.”
Bir başka ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower ise, “Atatürk, milletine kendi kaderini eline almayı öğretmiştir. Bu, özgürlük tarihinin en saygın derslerinden biridir,” demiştir.
İngiltere’nin eski Başbakanı Lloyd George, onun liderliğini şu sözlerle özetler:
“Yüzyıllar çok nadir olarak bir dâhi yetiştirir. Ne yazık ki bu dâhi bizim çağımıza denk geldi ve o Türk’tü.”
Bu övgüler, yalnızca bir kişiye değil, bir anlayışa yöneliktir:
Akla, bilime ve özgürlüğe inanan bir Türkiye’ye.
Ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, “Mustafa Kemal, tarihte bir ulusu yok olmaktan kurtarıp ona yeniden hayat vermeyi başaran ender kişilerdendir,” diyerek Atatürk’ün evrensel ölçekteki etkisini dile getirir. Fransız yazarı Claude Farrère ise “O, bir halkı yeniden doğuran sihirli bir eldir,” der.
Bu sözler, sadece bir lideri değil, bir düşünceyi, bir ideali anlatır: Akla, bilime ve ilerlemeye inancı… Atatürk’ün devrimleri, bugün hâlâ genç zihinlere ışık tutmaya devam ediyor. Çünkü o, “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’i yalnızca bir yönetim biçimi olarak değil, bir yaşam felsefesi olarak bizlere miras bıraktı.
Bugün Mardin’deki tören, yalnızca geçmişe saygı değil, geleceğe bir selamdı. Siren sesleriyle birlikte duran hayat, aslında bir dakikalığına nefes alıp düşünmemizi sağladı:
Bu ülkenin ufkunu aydınlatan fikirlerin hâlâ ne kadar güçlü olduğunu…
Ve belki de o sessiz dakikalarda hepimizin aklından aynı cümle geçti:
9 Kasım’ın hüznü, 10 Kasım sabahına dönüştüğünde, siren sesleriyle duran hayat aslında bize bir şeyi hatırlatıyor:
Bu ülkenin kalbi hâlâ Atatürk’le atıyor.
Ve o kalp, Mezopotamya’nın kadim taşları kadar güçlü, Dicle’nin suları kadar diridir.
“Sonsuz saygı, minnet ve özlemle…”
