USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

SENDİKAL YÜZLEŞME: Yetki mi, Veda mı?

07-04-2026

Bugünlerde sendika binalarının ışıkları geç saatlere kadar yanıyor, delege listeleri üzerinde satranç hamleleri yapılıyor. Memur için bu bahar sadece enflasyonla mücadelenin değil, aynı zamanda sendikal kaderin de belirleneceği kritik bir kavşağa işaret ediyor. Zira önümüzde sadece takvim yaprakları değil, sendikaların varlık sebebini sorgulatacak bir "15 Mayıs 2026 Yetki Tespit" eşiği duruyor.

Ocak ayında %18,60’lık zamla başlayan umutlar, Mart ayı itibarıyla netleşen %6,07’lik enflasyon farkıyla çoktan gölgelendi. Memur, cebine girmeyen zammın kağıt üzerinde nasıl buharlaştığını yaşayarak gördü. İşte tam bu noktada, yıllardır sessiz kalan sendikalar birdenbire memuru "hatırlayıverdi." Ne hikmetse, mutfaktaki yangın iki yıldır sürerken değil de, delege seçimleri ve yetki tespit ayı kapıya dayanınca memurun hal hatırı sorulur oldu.

Mardin özelinde süreç daha da keskin bir boyut kazanmış durumda. Sağlık-Sen başta olmak üzere birçok hizmet kolunda il başkanlıkları ve şube yönetimleri için kulisler alev aldı. Adaylar sahaya inmiş, delege seçimleri için destek arayışları hız kazanmış durumda. Ancak Mardin’de görev yapan bir hemşirenin, bir öğretmenin ya da bir büro memurunun gündemi; blok oylar, delege pazarlıkları ya da "kimin listesinde kim var" hesapları değil. Onun gündemi; büyükşehirleri aratmayan kira baskısı, ay ortasında nefesi kesilen maaşı ve "yeni alt sınıf" olma gerçeğiyle yüzleşmesidir.

Şimdi sendika koridorlarında koşturanlara sormak lazım: Memuru hatırlamanız için illa sandığın görünmesi mi gerekiyordu? Eğer delege seçimleri, memurun sorunlarından kopuk bir şekilde sadece bir "koltuk tahkimi" operasyonuna dönüşürse, bu durum 15 Mayıs’ta telafisi güç bir güven kaybı olarak geri dönecektir. Çünkü memur artık kendisini sadece aidat ödeyen bir rakam, seçim zamanı hatırlanan bir "delege potansiyeli" olarak gören anlayışı sorguluyor.

Mardin’deki il başkanlığı yarışları, aslında Türkiye genelindeki sendikal yapının mikro bir yansımasıdır. Buradan yükselen ses nettir: Memuru unutan sendika, yetkisini de kaybeder. Orta sınıfın kalesi olan memuriyet, bugün borç çevirme sanatına dönüşmüşse, sendikacılık da "kaç delegem var" sığlığından çıkıp "memurun sofrasında ne eksik" derinliğine inmek zorundadır. Sendika, sadece toplu sözleşme masasında imza atan bir yapı değil; o masada memurun haysiyetini ve alım gücünü aslanlar gibi savunan bir irade olmalıdır.

Sonuç olarak; 15 Mayıs 2026 sadece bir üye sayımı değil, sendikalar için bir vicdan muhasebesi ve büyük bir yüzleşme ayı olacaktır. Memur, kendisini sadece seçim dönemlerinde hatırlayanı da, zor gününde yanında duranı da not ediyor. Unutulmasın ki; delegenin gönlüne girmeyen, yetkiyi elinde tutamaz. Mutfaktaki yangın kulislerle, vaatlerle veya liste oyunlarıyla değil; ancak samimi, kararlı ve sahici bir hak mücadelesiyle söner. Bu nedenle memur kendini destekleyen kendini anlayan ve sahip çıkacak olanı desteklemek ister. Bu nedenle de sendikalarda bu çizgide hareket ederek yeni kadrosunu belirlemelidir. En iyi değişim işlevsiz kalmış sendika yönetiminin yeni isimlerle değişimidir.

Mardin’den yükselen bu sessiz ama derinden gelen uyarıyı doğru okumayanlar için Mayıs, sadece bir yetki kaybı değil, bir dönemin hazin sonu olacaktır.