Bazen bir şehir, kaderini sessizce bekler…
Bazen de doğru zamanda atılan bir adım, yıllardır anlatılamayan hikâyeyi dünyanın öbür ucuna taşır.
Mardin bugün tam da böyle bir eşikte duruyor.
Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun’un öncülüğünde atılan adımlar, Mardin’in yalnızca Türkiye’nin değil, Uzak Doğu’nun da dikkatini çeken bir destinasyona dönüşmeye başladığını gösteriyor. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi’nin Mardin’de ağırlanması, ardından dünyanın en etkili haber ajanslarından China Xinhua News ekibinin kente gelmesi sıradan bir ziyaret değil; stratejik bir turizm hamlesidir.
Üç gündür Artuklu’nun taş sokaklarında, Midyat’ın gümüş kokan çarşılarında, Nusaybin’in tarih kokan topraklarında dolaşan Xinhua objektifleri aslında bir gerçeği kayda alıyor:
Mardin, anlatılmayı bekleyen bir dünya mirasıdır.
Vali Akkoyun’un Çinli basın mensuplarına verdiği röportajda altını çizdiği nokta çok net:
Mardin; kültürüyle, inanç çeşitliliğiyle, mutfağıyla ve binlerce yıllık hafızasıyla Uzak Doğu turistinin aradığı “otantik deneyimi” fazlasıyla sunuyor. Çinli turistin seyahat tercihlerini belirleyen kültür, tarih ve özgünlük kriterleri düşünüldüğünde, Mardin’in bu ilginin dışında kalması zaten mümkün değildi.
İşin dikkat çekici yanı ise sadece Çin değil…
Japonya Başkonsolosu’nun Japon turistlerin sınır illerine seyahat yasağının kaldırıldığını açıklaması, yürütülen tanıtım faaliyetlerinin karşılık bulduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu gelişme, yıllardır “sınır” kelimesiyle birlikte anılan Mardin’in artık “turizm” kelimesiyle anılmaya başladığının göstergesidir.
Burada yerel yönetimlerin rolünü görmezden gelmek haksızlık olur.
Vali Akkoyun’un yaktığı bu tanıtım ışığını, Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin’in sahadaki gayreti tamamlıyor. Midyat özelinde yapılan çalışmalar, Uzak Doğu’dan gelecek turistin yalnızca Mardin’i görüp geçmeyeceğini; konaklayacağını, gezeceğini, alışveriş yapacağını ve bu kente ekonomik bir canlılık kazandıracağını gösteriyor.
Şimdi sorulması gereken soru şu:
Mardin bu ilgiyi doğru yönetebilecek mi?
Eğer bu tanıtım süreci; altyapı, rehberlik hizmetleri, çok dilli tanıtım materyalleri ve kültürel hassasiyetle desteklenirse, Mardin için yeni bir turizm dönemi başlar. Aksi halde bu ilgi, sadece güzel görüntülerden ibaret kalır.
Ancak bugün gelinen noktaya bakıldığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Mardin artık sadece Mezopotamya’ya bakan bir şehir değil; Uzak Doğu’nun merakla baktığı bir kültür kapısıdır.
Ve bu kapı doğru anahtarla açılırsa, Mardin turizmi için uzun yıllar konuşulacak bir sayfa yazılır.
