KARGA MEVSİMİ & DİLİMİN ALTINDAKİ GÖMÜ

Kategorilenmemiş
23-09-2020 21:27
Google News

Mardinsöz Gazetesinde yazan, şair-yazar Emine Gülüş Teke'nin iki kitabı daha, kitapçılardaki raflarda yerlerini aldı.

KARGA MEVSİMİ & DİLİMİN ALTINDAKİ GÖMÜ
Yıllardır Mardinsöz okurları için şiir, makale ve üykü yazan, Kırıkkaleli yazar Emine Gülüş Teke’nin KeKeMe yayınlarından çıkan “Ten Rengi Özlemek” şiir ve “40 Düğme” Roman kitaplarının ardından yeni yayınlanan “Karga Mevsimi ve Dilimin Altındaki Gömü kitapları da raflardaki yerini aldı.

"Karga Mevsimi" adlı Öykü kitabı birbirinden ilginç 29 öyküye ver veriyor.

İnsanın varlık âlemindeki sırlarını irdeleyen "Âdem ve Tin" başlıklı öyküyle başlıyor okuma serüveniniz.

Bir elmayı dişleyen iki kişinin mevzusu değildi Âdem ve Tin’in mevzusu.

Okurların öykülerdeki yolculuğu ise "Ayak sesleriyle son buluyor.

“Gördüğü bütün nesneler yağmurla birlikte evren denen o uçsuz bucaksız denize doğru akıp gidiyordu sanki.”

"Dilimin Altındaki Gömü" adlı şiir kitabı ise içerisinde 70 şiire ev sahipliği yapıyor.

"Hiçbir arkeologa ses vermez dilimin altındaki gömü

Her çağda kendini tutuşturan ateş benim!”

Dizeleriyle başlayan şiir/ şiirler sizi büyülü bir atmosferin içine çekiyor. Ruhun derinliklerinde Aşk’ın yüzüyle karşı karşıya gelmeniz an meselesi diyebiliriz.

“Bir şehirden bir şehre kaçırsam kendimi

Sonra bulup ihbar etsem ben beni

Su döven havanları taşlasam

Bir avuç buğdayla satın alsam tüm değirmenleri.”

Yazar, sorgulamayı bilinçten ruha doğru genişleyen uhrevi bir çember içinde ele alıyor.

Şiirin giz bahçelerinde geziniyorsunuz, sözcük ağına takılan düşünceler sizi başka bir boyuta çekiyor.

Yazar, bazı şiirlerinde tasavvufun gizemli yönüyle ruhlarımızın kapısını çalmaya devam ediyor.

“Aklını yenile sesini eskit!

Kızıl ateşlere soyun iyice yun!

Etini bileyle dişini kır!

Düşüne küs! Gözlerine uyan!

Kir tutmaz gölgeler, saklama yüzünü aynalar kör!”

Süratle zihinden geçen düşüncelerin bir sözcüğe takılıp düşmesi kelimeleri yaratsa da gözün gördükleriyle aklın ortak çalışması, onları asıl kimliğinden uzaklaştırabiliyor. Bu durum sezgilerin önünü perdelese de sağlam bir okur /yazar özü kavrayabiliyor.

“Bir ömür sürdük topraklar çorak!

Ne yeşerdi tohumlar, nede kök saldı.

Üst perdede yırtıldı avazlar.

Saati bulan mı? Saati kuran mı haklı?”

Derken yazar, aklın anahtarlarını öncelikle soruların kapılarında deniyor.

Cevaplarla yüzleşmeye hazır her zihnin belki de şiirin dilinden anlaması gerekiyor.

Ve son olarak muhatabına şöyle sesleniyor yazar/şair.

“İçi boş bir cümle asılı göğsümün duvarında

gölgesi yaşanmışlığa düşen.

Kendi çağımın zindanında mahpusum bir tuğla daha getirin bana bir tuğla daha!”

Roman, öykü ve şiir kitapları yanında, günlük betimlemelerle, okurları arasında beyin fırtınası yaratan, Yazarımız Emine Gülü Teke’yi tebrik eder, bol şiirli, öykülü ve romanlı bir yaşam diliyoruz.