USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Çözüm Süreci ve Tarihten Gelen Birliktelik: 1071 RUHU

20-05-2026

Son günlerde yeniden “Çözüm Süreci” veya “Terörsüz Türkiye” kavramları dillendirilmeye başlandı. Kulislerden yansıyan haberler, siyasilerin açıklamaları… Kimi umutla, kimi endişeyle takip ediyor. Ben ise bu süreci değerlendirirken hep aynı şeyi düşünüyorum: Acaba tarihten ders alıyor muyuz? 1071’deki o kader birliğinin ruhunu bugün yeniden yakalayabilir miyiz?

Malazgirt… 1071… Sadece bir savaş değil, bir medeniyetin Anadolu’ya açılan kapısıdır. Ama şu unutuluyor: Alparslan, savaş meydanında yalnız değildi. Kendi Türk boylarından Uz ve Peçeneklerden yeterli desteği alamamıştı. Peki kim vardı yanında? Kürtler vardı. MervaniKürtleri’nin 10 bin kişilik süvari birliği, savaşın kaderini değiştirdi. Alparslan’ın “amca çocukları ve diğer kardeşlerimiz” dediği Kürtler, omuz omuza verdiler. Bu, inanç kardeşliğiydi. Kader ortaklığıydı.

Tarih bu birliktelikle dolu. 1514 Çaldıran’a gidelim. Yavuz Sultan Selim, doğuda yükselen Safevi tehdidine karşı İdris-i Bitlisî aracılığıyla Kürt beyleriyle ittifak yaptı. Şii Türkmenler Safevi saflarında yer alırken, Sünni Kürtler Osmanlı’nın yanında durdu. Kazanan sadece Osmanlı olmadı; doğu sınırları güvenceye alındı ve yaklaşık 330 yıl sürecek bir barış dönemi başladı.

Ne zaman ki bu birliktelik bozuldu, işte o zaman sıkıntılar başladı. 1923 sonrası inşa edilen ulus-devlet modeli, yüzyıllardır birlikte yaşayan iki halkı “din kardeşliği” bağından kopardı. “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları, “Dağ Türkleri” tezi, isimlerin değiştirilmesi… Tüm bunlar, Kürtleri inkâr etmenin, asimile etmenin araçlarıydı. Oysa inkâr edilenler, tarih boyunca bu toprakların sigortası olmuştu.

Bugün yeniden bir “Çözüm Süreci” konuşuluyor. Bunun başarılı olması için devletin elini taşın altına koyması, anayasal güvencelerle herkesi eşit vatandaş kabul etmesi gerekiyor. Ama asıl önemlisi, halkların da birbirine kenetlenmesi. Tıpkı Malazgirt’te olduğu gibi. Tıpkı Çaldıran’da olduğu gibi. Tıpkı Çanakkale’de omuz omuza şehit düştükleri gibi.

Unutmayalım, içerde birlik olan dışarıda güçlü olur. Ortadoğu’nun yeniden şekillendiği, sınırların değiştiği bu coğrafyada, 1071 ruhunu yeniden diriltmek bir tercih değil, bir zorunluluktur.