“Ben Mezopotamyalıyım.” diyorum. Şimdi olan bir şey değil dedemden beridir Mezopotamyalıyım. Ben Kürt İbrahim oluyorum, Ermeni ibrahim, Süryani ibrahim, Asuri, Arap, Ezidi ibrahim, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, ben insanım, Mezopotamyalıyım. Köyümden Cizre’ye Dengbêjlerin kilamları için gidiyorum, Hakkari’ye Asuriler, Keldaniler için gidiyorum, Musul-Irak sınırına gidip Arapları dinliyorum... Bu zaten ben de ekilmiş bir şey, bu şeyi çok seviyorum. Suriye’de bana verdikleri bir sıfat var, “Cezire şarkılarının sefiri” diyorlar. Lakaplardan hoşlanmıyorum ama manevi lakaplar hoşuma gidiyor. beni çoğu defa 'ilim konsolusu olarak görüyorlar. Mezopotamyalı lakabı beni çok sevindiriyor."
İBRAHİM KEİVO
“Ben Mezopotamyalıyım.”
Bu söz, bugün değil; atalarımızın duasından, toprak kokusundan, medeniyetin kadim akışından gelen bir gerçekliktir. Mezopotamyalılık bir kimlik değil—bir ruh, binlerce yıldır sürüp gelen bir kültürel mozaiğin yankısıdır.
İslam öncesi dönemde bölgede kurulan ilk şehir-devletlerden yazının, tekerleğin ve yasaların doğduğu bu topraklarda, medeniyet ortak mal olarak paylaşılmıştır. Bu medeniyete bağlı olarak ortak bir kimlik oluşmuştur.Bu coğrafyada yaşayan tüm halklar arasında genetik benzerlikler olduğu yapılan araştırmalarla ispatlanmış ve bu kimlik Mezopotamyalılık olarak belirlenmiştir. Diller, İnsanlar, İnançlar,Kültürler bir birine çok benzer Mezopotamyada . Her etnik kimlik bu toprağın farklı renklerini oluşturur, birlikte çağlar boyu paylaşılan ortak bir dünya yansıtır.
İbrahim Keivon’nun alıntıladığım sözleri “Mezopotamyalılık” kavramanın en güzel örneğidir. İbrahim Keivo Mardin'in Suriye sınırında bir köyde doğmuş. Köyün adı Dugir (İkitepe), çoğunlukla Ezidilerin yaşadığı bir köy yaşadığı bir köy. Annesi Kızıltepeli. O zamanlar Kızıltepe'ye Ermentepe deniyormuş.
Ezidi fermanlarının dedesinin anılarından başlayarak 2014 yılındaki 73 Ezidi fermanına kadar hepsini yaşamış. Ermeni tehciri sırasında dedesinin Van'da öldürülmesinden sonra Viranşehir'e göçmüşler. Daha sonra tekrar Suriye'ye göç etmişler.
Müzik hayatı 9-10 yaşlarındayken kendi yaptığı mazot ve helva kutularına çaktığı çiviler ve tellerle ürettiği bir saz ile başlamış. Düğün çalgıçlarının yakın takipçisi olmuş hep. Kendi kendine yetiştirmiş. Annesi Ermenice Kürtçe türküler söylemiş hep, İbrahim Mezopotamya'nın bütün dillerinde şarkılar söylüyor. Kürtçe söylerken saz, Ermenice'e söylerken cümbüş Arapça söylerken ud çalıyor. Yürekten söylüyor Mezopotamya'nın sesi olmuş.
Bugün Ezidilerin Kızıl Çarşamba Bayramı, Ezidilerin bayramını kutlarken çok sevdiğim İbrahim Keivoyu hatırlamamak olmazdı. Çünkü o bizden, bir Mezopotamyalı…
Bende onun gibi biraz Arap, biraz Kürt, biraz Ermeni, biraz Süryani, biraz Yahudi ama tam bir Türk'üm. Doğruyum, çalışkanım, ilkelerim gerçekleri söylemek ve yazmak, mağdurun ve mazlumun yanında olmaktır. Ne de olsa ben de tam bir Mezopotamyalıyım.
