?>
ÖLÜMDEN SONRASI
Ölüm hakkında düşünmek yeterli değildir. Ölümü her zaman aklınızda tutmalısınız. Bu şekilde hayat daha görkemli, daha önemli, daha verimli ve daha keyifli hale gelir."
Stefan Zweig
Ölüm, insanoğlunun ortak kaderi ve yaşamın en ağır imtihanıdır. Bu imtihan karşısında toplumların geliştirdiği ritüeller, hem kaybedilenin anısını yaşatmak hem de geride kalanlara teselli vermek amacını taşır. Cenaze törenleri ve taziye gelenekleri, yalnızca birer dini ya da kültürel uygulama değil; aynı zamanda toplumsal dayanışmanın, acının paylaşılmasının ve insan ilişkilerinin samimiyetinin göstergesidir. Ancak zamanla değişen yaşam biçimleri, şehirleşme ve modernleşme, bu köklü gelenekleri de dönüştürmüş; yasın ifade ediliş biçimlerinde ciddi farklılıklar ortaya çıkarmıştır.
Eskiden beri en büyük acının ölüm acısı olduğunu düşünürdüm. Cenaze evlerinde kadınların erkeklerin ayrı ayrı toplanıp cenaze sahibini teselli etmek, dua etmek ve cenazeyi kaldırmak nedeniyle bir araya gelmeleri çok dokunurdu içime. En çok da cenazeye bir müddet yürüyerek elde taşımanın hazin görüntüleri dokunurdu kalbime. Çocukluğumda cenaze geçerken sokakta oyun oynuyorsak oyunu kesip yan yana duvar dibine sıralanıp saygı duruşuna geçmemiz aklımdan çıkmaz. Mahallede cenaze olduğu zaman radyo televizyon kesinlikle açılmazdı. Komşular kendiliklerinden hüzne bürünürdü. Taziye yemeği komşuların cenaze evine götürdüğü yemeklerden oluşurdu. Ev sahibinin yas ve ziyaretler yüzünden yemek yapamayacağı düşünülür destek amaçlı yemekler götürülürdü. Gelenler arasında acıkan o açık sofra olarak hazırlanmış yemeklerden masa üzerinden alarak yerlerdi. Gelenekler yöreye göre değiştiği için belki bazı kentlerde anlattıklarım yaşanmamış olabilir. Özetle söylemek gerekirse acılar gerçekten samimiyetle paylaşılırdı. O cenaze evinin 7 gün boyunca dua edenler ile dolup taşması ev sahibine bir nebze de olsa acısını hafifletirdi. Dost kötü günde belli olur sözü bu gibi yaşanmışlıklardan çıkarılmış olmalı. En acı günlerimizde yanımızda olanlar gerçek dostlardı.
Gelenekler de insanlar da yaşanılanlar da çok değişti. Artık taziyeler de göstermelik oldu. Acele acele kapıdan başsağlığı dileyip kaçışmalar dikkatleri çekiyor. Cenaze sahipleri de değişimden paylarına alıyorlar. Aşırı gösterişe ve abartıya kaçan taziye sofraları zaman zaman gazete köşelerine konu oluyor. Düğünlerdeki abartı artık taziyelerde de yaşanıyor.
Son zamanlarda televizyon kanallarında izlediğim cenaze törenlerinde insanların davranışlarına baktığım zaman kimin ne kadar üzüldüğünü, ölüm gerçeğini yaşayıp yaşamadığını görebiliyorum. Bir bakıyorsunuz uzun zamandır karşılaşmamış olan iki arkadaş cenaze töreninde karşılaştıklarında camide ya da cenaze töreninde olduklarını unutarak koyu bir sohbete girişiyorlar hatta bir anda üç beş kişilik bir grup oluşturabiliyor ve gayet hoş bir sohbete dalabiliyorlar. O sırada izleyenler şaşkınlıkla cenaze töreninin bir anda nasıl unutulduğunu, her şeyin ne derece göstermedik olduğunu görüyor. Taziyelerde de aynı durumlar yaşanmakta. Bazı kentlerimiz de geleneksel taziye yemekleri artık ölenin arkasından verilen ziyafete dönüşüyor. Sokaklarda kurulan taziye ziyafetlerinin görüntüleri düğün ziyafetlerinden neredeyse ayırt edilmiyor .
16 Ağustos tarihli MardinSöz gazete haberine göre Mardin'de taziye yemeklerinin Artuklu Müftüsü Enver Türkmen ve Vali Tuncay Akkoyun'nun destekleriyle kaldırıldığı haberine rastladım. Mardin'in %90'ında uygulanan 3 günlük taziye yemekleri ve mevlitler şeklinde süren cenaze ritüelleri maalesef halka maliyeti yüksek bir görev halini almıştı. Alınan karar taziye evinde tabelalarla duyurulmuş. Zorunluluk olmaması isteğe bağlı olması tabii ki demokrasi gereğidir. Halkımızın buna uyacağını sanıyorum. Bu uygulamanın diğer kentlere de örnek olacağı inancını taşınıyorum.
Geçmişte cenaze ve taziye gelenekleri, insanların acıları paylaşarak birbirine destek olduğu, samimiyetin ön planda yaşandığı önemli bir kültürel mirastı. Bugün ise yasın en anlamlı yönü, kaybı yaşayanların yalnız olmadığını hissetmeleridir. Bu yüzden cenaze ve taziyelerde asıl değer, gösterişli sofralarda ya da kalabalık görüntülerde değil, içten bir teselli sözünde ve samimi bir varlıkta saklıdır. Geleneklerin özü hatırlandıkça, toplumsal dayanışma ve gerçek dostlukların kıymeti daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü insanı hayatta en çok güçlendiren şey, acısının paylaşıldığını bilmektir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
-
HANNA'NIN HİKAYESİ
14-04-2026
-
BAYRAMLARDAN GERİYE KALANLAR.
19-03-2026
-
Diyarbakır’da Mekân, Hafıza ve Sürdürülebilirlik; Naum Faiq’in Evi ve Kent Belleği:
08-03-2026
-
KADİFEKALE'DE
01-11-2025
-
Mardin Kültür Yolu Festivali
30-10-2025
-
MARDİNLİ OLMAK
02-10-2025
-
CAHİT SITKI'NIN EMİR ERİ
13-09-2025
-
ÖLÜMDEN SONRASI
05-09-2025
-
KENTSEL YAŞAM VE KENTLİNİN YÖNETİME KATILIMI
20-08-2025
-
MEZOPOTAMYA KİMLİĞİ VE İBRAHİM KEİVO
09-08-2025
-
CELAL İNAL ŞİİRLERİ ÜZERİNE…
24-07-2025
-
Viraneler de Ağlar (Şiir)
18-07-2025
-
Kentler, meydanlar ve Ankara.
08-07-2025
-
MARDİNSPOR ŞAMPİYON II.
30-06-2025
-
EKMEK PAHALI VE EMEK UCUZDU
23-06-2025
-
BİR BEN VARDIR BENDE BENDEN İÇERİ
13-06-2025
-
Semih Hocaoğlu ile Bayram röportajı.
06-06-2025
-
YOLA MI ÇIKTIM YOLDAN MI ÇIKTIM?
31-05-2025
-
ALLA MAİK
26-05-2025
-
MİDİLLİ LESVOS SAPPHO
20-05-2025
-
ANNE OLABİLMEK
08-05-2025
-
“Mahpushaneler de memlekettendir.”
04-05-2025
-
Mardinspor Şampiyon
01-05-2025
-
Ayrımcılık ve Ötekileştirme
27-04-2025
-
PASKALYA BAYRAMI
19-04-2025
-
Hanna’dan Anna'ya Dönüşüm
16-04-2025
-
DUAYEN GAZETECİLER
24-08-2024
-
Filistinli bir şair Mourid Barghouti
09-06-2024
-
Mardin’de Bir Kültür Ve Sanat Merkezi
28-05-2024
-
AYASOFYA ÖRNEĞİ ÜZERİNDEN TURİZMDE TARİHİ BİNALARIN KORUNMASI
05-05-2024
-
MARDİN’DE TURİZM SİNYAL VERİYOR.
14-04-2024
-
Nerede O Bayramlar?
09-04-2024
-
MARDİN'İN ÇİLEKEŞ EŞEKLERİ!
23-03-2024
-
HER FANİ BİR GÜN ÖLÜMÜ TADACAKTIR
10-03-2024
-
5 ARALIK KADINLARIN SEÇME VE SEÇİLME HAKKINI KAZANDIĞI GÜN
05-12-2023
-
SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ŞEHİR HAYATINA ÇEYREK KALA.
01-12-2023
-
HRANT DİNK VAKFI KARDES UYGULAMASI VE LEVANTENLER.
23-11-2023
-
SARIMSAK TARLASI HİKAYESİ
17-11-2023
-
DOSTLUĞUN GAYESİ
08-11-2023
-
Mardin-Diyarbakır Gezisinin ardından..
30-10-2023
-
SİVAS, ÂŞIKLAR YATAĞI, NESİNİ SÖYLEYİM CANIM EFENDİM?
28-10-2023
-
Seri Katil..
25-10-2023
-
NAZENDE NAZ
09-10-2023
-
MEHMET NEZİR UCA'YI KAYBETTİK.
01-10-2023
-
MARDİN BELGESELİ ile MARDİN TURU
16-09-2023
-
BEN YALIM, NE OLACAK BENİM HALIM?
30-06-2023
-
MİDYAT’A SORALIM , EVET Mİ HAYIR MI?
21-06-2023
-
KÜLLERİNDEN DOĞANLAR - GÜLSEREN MUNGAN.
22-05-2023
-
Mardin Sevdalıları
21-05-2023
-
SEÇİM ÖNCESİ VE SONRASI
16-05-2023
-
BENİM MEMLEKETLERİM
20-11-2022
-
HÜSAMİYE MEDRESESİ
06-11-2022
-
DİYARBAKIR- MARDİN GEZİSİ
30-10-2022
-
Mardin'li yönetmen Mehmet Sait Tunç'dan bir başarı daha.
21-10-2022
-
KÜLLERİNDEN DOĞANLAR - GÜLSEREN MUNGAN
14-09-2022
-
SİZ HANGİ KUŞAKTANSINIZ?
06-09-2022
-
MARDİN'İN MEŞHUR AŞK HİKAYESİ!
29-08-2022
-
BIR ULU ÇINAR MEHMET NEZİR UCA
23-08-2022
-
YEŞİL ENERJİ ve TASARRUF
09-08-2022
-
MAHALLENİN NAMUSU
05-08-2022
-
Bir Lisan Bir İnsan
30-07-2022
-
ANADİLDE EĞİTİM HAKKI VE İKİNCİ DİL
23-07-2022
-
MARDİN’İN TAKLACI GÜVERCİNLERİ
15-07-2022
-
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI, TOPLUMUN SESİDİR!
30-06-2022
-
VAR GİT ÖLÜM…
21-06-2022
-
MARSHALL PLANININ 75. YILI VE AMERİKAN YARDIMI
14-06-2022
-
O BİR EFSANE, O GÜLÜŞ TEKE.
05-06-2022
-
YILKI ATLARI…
30-05-2022
-
ARAYIŞ
24-05-2022
-
MARDİN BASIN TARİHİNDE İLKLER.
22-05-2022
-
AŞIRI TURİZM, YAVAŞ ŞEHİR VE MARDİN
17-05-2022
-
HAKLISIN DERDO
10-05-2022
-
MARDİN'DE BAYRAM TURİZMİ, TURİZM BAYRAMINA DÖNDÜ
05-05-2022
-
1 MAYIS BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ.
30-04-2022
-
Bir Mardin Sevdalısı, Mehmet Sait Tunç!
25-04-2022
-
Ne Yapmalı?
18-04-2022
-
GASTRONOMİ TURİZMİ VE MARDİN...
13-04-2022
-
Mardin Gastronomi Turizmi
12-04-2022
-
İNANÇ TURİZMİ VE MARDİN
06-04-2022
-
ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE BİZ
29-03-2022
-
MARDİN VE UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ…
23-03-2022
-
MEDENİYET, MEDİNE, MARDİN…
15-03-2022
-
KIZILTEPE’YE YENİ FAKÜLTE …
09-03-2022
-
Rusya ve Savaş!
04-03-2022
-
MASALLARLA EĞİTİM...
25-02-2022
-
İkinci Dil!
22-02-2022