?>

CAHİT SITKI'NIN EMİR ERİ

Nesrin Aykaç

8 ay önce

Bu sabah okuduğum bir paylaşım bir zamanlar askerlikteki "emir eri" uygulamasındakihaksızlığı hatırlattı. Cahit Sıtkı Tarancı'nın "Haydi Abbas " şiirinin hikayesi anlatılırken Abbas'ınMardin'in Midyat köyünden olduğu zeki, çok vefalı, çalışkan, tam bir hizmetkar olduğu anlatılıyor.Okurken şiirin güzelliğinden çok askerin durumu içime dokundu. Uygulamanın haksızlığıyazanın aklından geçmiyor olmalı.Emir erleri genellikle doğudan gelen Türkçe bilmeyen gençlerden seçiliyordu. Bu çocuklar altıaylık okuma yazma eğitiminden sonra alışkın olmadıkları bir hayatın içine dahil oluyorlardı.Evlerde her türlü işi yapmakla görevlendiriliyorlardı. Çamaşır, temizlik, çocuk gezdirme, arabayıkama vesaire... Çocukluğumda mahallemizde oturan asker ailelerin evlerinde gördüğümdeçocuk aklımla bu kişilerin asker olduğuna inanamamıştım.Birkaç yıl önce yurt dışında yaşayan Mardin Midyatlı bir Süryani yazar telefon etti, yazdığıkitaptan bahsetti, konunun askerlikte gördüğü kötü muamele olduğunu anlattı. Gördüğüayrımcılığı, dışlanmayı, zorla Türkçe öğretildiğini ve daha bir sürü iç yakan anısını anlattı.Türkiye'ye geldiğinde beni ziyaret etmek istediğini ekledi. Aradan bir zaman geçti, ben okonuşmayı çoktan unutmuştum, yine aynı kişi telefon etti.  "Türkiye'ye geldim sizi arayamadım,ziyaret edemedim üzgünüm, bir daha geldiğimde mutlaka geleceğim" dedi. Bugün okuduğumpaylaşım bana o kişiyi de hatırlattı. Sözünde duran, durmak isteyen, sorumluluk sahibi, saygılı,samimi kişiyi.Emir eri uygulaması 1960'lı yıllarda iktidarla muhalefet arasında tartışma konusu olmuştur. Butip görevlerin askeriye içinde aşağılanan, küçümsenen bir sınıf oluşturması açısındandemokratik olmadığı uzun yıllar tartışıldı. Sonunda erlere ev hizmeti kaldırıldı. Arkasında sebepolarak burada yazamayacağım bir söylenti bırakarak...Nazım Hikmet Dâvet şiirinde  "Yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim.." diyordu.Askerlik hizmeti sırasında gönlü kırılmış insanlar anılarıyla hep karşımıza çıkıyor.Şehit ve gazileri saygıyla anarken onların durumunun ayrı bir yazı konusu olduğunubelirtmeliyim. Bu yazıda vurgulamak istediğim, insan kullanmayı yüceltmeyelim. İnsanlarıezmek, kullanmak, ayrımcılık bir yazıda bu kadar ballandırılarak anlatılmamalı. Üstelik biryörenin adını vererek anlatmak oldukça yanlış. Bu anlatım şiirin güzelliğine de zarar veriyor.

*Cahit Sıtkı Tarancı’nın Haydi Abbas şiirine ilham veren anekdotun geçtiği ve 2023 yılındayayınlanan Bağımsız Gazete linkini ve haberini de aşağıda meraklılar için ekledim.

CAHİT SITKI TARANCI’NIN ABBAS ŞİİRİNİN HİKAYESİYıl 1941 Cahit Sıtkı Edremit-Ilıca, Sahil Muhafaza taburunda yedek subay olarak vatani göreviniyapmaya başlar. 1941 yıllarında askeriye’de yedek subay az olduğu için yedek subaylarınyanına bir de emir eri verilmektedir. Cahit Sıtkı birliğine gittiğinde bölük yazıcısıdan künyedefterini istedi, künye defterinden kendine emir eri arayan Cahit Sıtkı isimlere sırayla bakarkenbir isim dikkatini çekti. Abbas oğlu Abbas, bu isim şairimizi çocukluk yıllarına götürür vebüyük annesinden dinlediği bir masalı anımsatır. Cahit Sıtkı, odasına nöbetçi çavuşu çağırttırıp,Abbas’ı yemekten sonra yanına getirmesini ister. Öğle vakitlerinde kapısı çalar, Abbas içeri giriper selamını verir. -Abbas oğlu Abbas emret komutan! -Nerelisin Abbas ? -MemleketMardin, kaza Midyat komutan. -Emir erim olur musun ? -Sen bilir komutan! Şairimiz,Abbas’a eşyalarını toparlamasını ve kendi evinin altındaki boş odaya yerleşmesini ister. Şairimizzamanla Abbas’ın sıcaklığından ve zeki olmasından etkilenir. Abbas, Cahit Sıtkı’nın tümihtiyaçlarını ondan ihtiyaç gelmeden karşılar; yemeğini, elbiselerini, günlük yapılacak askeriişlerini yapar. Zaman ilerledikçe şairimiz ile Abbas’ın aralarındaki bağ asker – komutanilişkisinden öteye daha güçlü bir dostluk bağı oluşturur. Cahit Sıtkı, Abbas’ın sadakat ve temizyürekliliğinden çok etkilenir. Cahit Sıtkı zamanla Abbas’ı alıp dertleşmeye başlar. Akşamlarırakı sofrası kurup en güzel mezeleri hazırlayan Abbas, komutanı ile aralarındaki duygu bağıiyice güçlenmiştir artık. Yıldızlı bir yaz gecesinde, yine rakı sofrası kurulmuş mezeler masadakiyerini almıştır çakırkeyif olan şairimizin aklına, önce İstanbul sonra da Beşiktaşlı sevgilisi düşer.Cahit Sıtkı, Abbas’a sorar: -Sen İstanbul’u bilir misin Abbas ? -Bilir komutan. -Orada birBeşiktaş var bilir misin ? -Bilir Komutan! Ben orada acemi birlikteydim. -Orada benim birsevgilim var. Sen onu bana kaçırıp getirir misin ? -Elbet Komutan. O Çakırkeyif akşamınsabahında Abbas’ı yeni askeri kıyafetleri giymiş, tıraş olmuş hazırlanmış bir şekilde görürşairimiz.

Cahit Sıtkı hayretler içinde Abbas’a sorar.

-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlıkyaptın ?

-Ben İstanbul’a gidecek komutan !

-Ne yapacaksın sen İstanbul’da.

-Sen söyledi bana.

Ben gidecek sana sevgiliyi getirecek!

Abbas’ın dediklerini duyunca Cahit Sıtkı hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine kapıyı çarparak çıkar. Abbas’ın onu bu denli düşünmesine çoksevinir.

Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanmıştır şairimiz.

Akşam olurCahit Sıtkı rakı sofrasını ağaç altına kurmasını ve karşısına geçmesini ister.

Birlikte yer veiçerler, Cahit Sıtkı ” Haydi Abbas Vakit Tamam ” şiirini burada Abbas’ın karşısında, yüzüne karşıdile getirir:

ABBASHaydi Abbas, vakit tamam;Akşam diyordun işte oldu akşam.Kur bakalım çilingir soframızı;Dinsin artık bu kalb ağrısı.Şu ağacın gölgesinde olsun;Tam kenarında havuzun.

Aya haber sal çıksın bu gece;Görünsün şöyle gönlümce.Bas kırbacı sihirli seccadeye,Göster hükmettiğini mesafeyeVe zamana.Katıp tozu dumana,Var git,Böyle ferman etti Cahit,Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

YAZARIN DİĞER YAZILARI