Yıllardır gazetecilik yapıyorum...
Türkiye'nin birçok ilini, ilçesini gezdim. Nice belediye başkanları gördüm. Kimi çok konuştu, kimi reklam yaptı, kimi de yaptığı hizmeti anlatmaktan yoruldu.
Ama bazen bir şehre gidersiniz ve yapılan hizmetleri görünce içinizden sadece şu cümle geçer:
"İşte belediyecilik budur..."
Bulunduğumuz Isparta'da tam da bunu yaşadım.
Sosyal belediyecilikten, halk belediyeciliğinden söz ediyoruz ya...
İşte görmek isteyen gelsin Isparta'yı görsün.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, kısa sürede şehrin dört bir yanında iz bırakan hizmetlere imza atmış. Ama asıl dikkatimi çeken yapılan binalar, yollar veya parklar olmadı.
Dikkatimi çeken, vatandaşın düşünülmesi oldu.
Vali Abdullah Erin ile uyum içerisinde çalışan belediye yönetimi, hizmeti sadece beton ve asfalt olarak görmemiş.
İnsana dokunmuş...
Gönüllere girmiş...
Valiliğin hemen önündeki Atatürk parkını gezerken bunu daha iyi anlıyorsunuz.
Güllerin arasında yürüyorsunuz.
Su fıskiyelerinin sesi eşliğinde insanlar huzurla oturuyor.
Yaşlısı var...
Öğrencisi var...
Emeklisi var...
Aileler var...
Ve parkın içinde belediyenin işlettiği bir sosyal tesis...
Siparişinizi dijital sistemden veriyorsunuz.
Sonra oturup çayınızı içiyorsunuz.
Fiyatını duyunca bir daha soruyorsunuz.
Çay iki lira...
Evet yanlış duymadınız.
İki lira...
Bugün birçok yerde bir bardak suyun bile daha pahalı olduğu bir dönemde vatandaşın çayını iki liraya içebilmesi önemli bir sosyal mesajdır.
Canınız pizza çekerse 145 liraya yiyebiliyorsunuz.
Bu rakamlar belki küçük gibi görünebilir.
Ama mesele fiyat değil.
Mesele vatandaşın düşünülmesidir.
Mesele öğrencinin cebindeki harçlığın hesap edilmesidir.
Mesele emeklinin bütçesine katkı sunabilmektir.
Daha sonra Kirazlıtepe'ye çıktık.
Isparta'yı kuş bakışı gören muhteşem bir mekân...
Aşağıda ışıl ışıl bir şehir...
Karşınızda yemyeşil bir manzara...
Temiz hava...
Huzur...
Ve herkesin rahatlıkla oturabileceği bir tesis.
Bir porsiyon kebabı 230 liraya yiyebiliyorsunuz.
Ne lüks merakı...
Ne gösteriş...
Ne de vatandaşın cebini yakan fiyatlar...
Tam tersine halkın rahatça gelip vakit geçirebildiği sosyal alanlar oluşturulmuş.
Hizmet mi mükemmel..
Hijyen ve temizlik mi son derece güzel..
Belediye tarafından işletiliyor..
Ama profesyonel bri anlayışla..
İşte sosyal belediyecilik budur.
Sadece yol yapmak değildir.
Sadece bina yapmak değildir.
Sadece açılış yapmak hiç değildir.
Vatandaşın cebini düşünmektir.
Gencin geleceğini düşünmektir.
Emeklinin bütçesini düşünmektir.
İnsanların nefes alacağı alanlar oluşturmaktır.
Isparta'yı gezerken yolları gördük.
Caddeleri gördük.
Parkları gördük.
Yapay şelaleleri gördük.
Tarihi yapılarla modern yaşam alanlarının nasıl uyum içerisinde buluşturulduğunu gördük.
Ama en önemlisi mutlu insanları gördük.
Çünkü yapılan hizmetin gerçek ölçüsü budur.
Vatandaş mutluysa...
Şehir nefes alıyorsa...
İnsanlar yapılan hizmeti konuşuyorsa...
Orada doğru işler yapılıyor demektir.
Şükrü Başdeğirmen'in belediyecilik anlayışı ile Abdullah Erin'in devlet tecrübesi birleşince ortaya güzel bir tablo çıkmış.
Biz gördük.
Takdir etmek gerekir.
Çünkü güzel yapılan işi alkışlamak da en az eleştirmek kadar önemlidir.
Ve Isparta'dan ayrılırken aklımızda şu cümle kaldı:
"Belediyecilik sadece şehir yapmak değil, insanın gönlüne dokunabilmektir."