?>

40 Yıldır Bitmeyen Çile: Mardin Neden Hep Kazılıyor?

Mehmet ÇELİK

17 saat önce

Kırk yıl...

Dile kolay...

Bir şehrin kaderi kırk yıldır aynı olur mu?

Mardin'de oluyor.

Her gelen yönetim değişiyor.

Belediye başkanı değişiyor.

Kayyım geliyor, gidiyor. Müdürler değişiyor.

Siyaset değişiyor.

Ama değişmeyen tek şey var:

Kazı, çukur, toz ve çamur...

Artık bu şehirde yaşayan insanlar sabah evinden çıktığında önce yolun açık olup olmadığını düşünüyor. Aracının alt takımını mı kıracak, ayağını mı burkacak, yoksa evine toz içinde mi dönecek?

Çünkü Mardin'de altyapı çalışmaları hiçbir zaman bitmiyor.

Bir kurum kazıyor...

Arkasından başka bir kurum geliyor.

Kanalizasyon bitiyor, içme suyu başlıyor.

Su bitiyor, Telekom geliyor.

Telekom bitiyor, elektrik şirketi kazıyor.

Elektrik bitiyor, doğalgaz çıkıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, yeni yapılan asfalt yeniden sökülmüş.

Kazı sırasında su borusu patlıyor.

Kanalizasyon hattı zarar görüyor.

Yeni asfalt paramparça oluyor.

Sonuç...

Aynı cadde...

Aynı çukur...

Aynı toz...

Aynı çile...

Hem de yıllardır...

Peki bunun adı kader mi?

Hayır.

Bunun adı plansızlık.

Bunun adı koordinasyonsuzluk.

Bunun adı önce bina, sonra altyapı anlayışıdır.

Şehir büyüyor...

Apartmanlar yükseliyor...

İmar veriliyor...

Ama altyapı yıllar sonra akla geliyor.

Soruyorum...

Bir şehir kurulurken altyapısı neden önce yapılmaz?

Neden yollar, kanalizasyon, yağmur suyu, elektrik, internet ve içme suyu aynı proje içinde planlanmaz?

Neden her kurum istediği zaman gelip aynı caddeyi yeniden kazabiliyor?

Bu israfın hesabını kim veriyor?

Artuklu Belediyesi'nin çevresine bakın...

Çukurlardan yürünmüyor.

Yenişehir mahallelerine gidin...

Aylarca süren çalışmalar yüzünden insanlar toz yutuyor.

Esnaf siftah yapamıyor.

Çocuklar oyun oynayamıyor.

Yaşlılar evlerinden çıkamıyor.

Ama sorduğunuz zaman...

"Milyonlarca liralık yatırım yapıyoruz."

Elbette yatırım yapılacak.

Kimsenin buna itirazı yok.

Ama yatırımın da bir planı olur.

Bir takvimi olur.

Bir koordinasyonu olur.

Vatandaşı aylarca cezalandırmadan da hizmet yapılabilir.

 DEM Parti'li belediyeler

Kırsala ağırlık veriyormuş!

Kırsaldaki vatandaş da hizmet almalıdır.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama şehir merkezinde yaşayanların suçu ne?

Onlar neden yıllardır aynı çileyi çekiyor?

 Kayyım yönetimindeki belediyelere bakıyoruz.

"Bizim görev alanımız olmayan alanlara da hizmet veriyoruz." deniliyor.

Vatandaş hizmette arada kalıyor.

 İstediği tek şey de hizmet.

Hizmet, vatandaşın hakkıdır.

Eskiden koordinasyon kurulları vardı.

Valilikte kurumlar bir araya gelir, hangi kurumun nerede ve ne zaman çalışacağı planlanırdı.

Önce biri işini bitirirdi.

Sonra diğeri başlardı.

Yol bir kez açılır, bir kez kapatılırdı.

Şimdi ise aynı yol defalarca kazılıyor.

Devletin parası da gidiyor.

Milletin sabrı da...

En çok da başka şehirlere gidince insanın içi yanıyor.

Bir haftada sahiller düzenleniyor.

Bisiklet yolları yapılıyor.

Yürüyüş yolları tamamlanıyor.

Yeşil alanlar oluşturuluyor.

Parklar hizmete açılıyor.

On beş kilometrelik bölünmüş yol üç günde birinci sınıf asfaltla kaplanıyor.

Mardin'de ise bir elektrik hattının yer altına alınması aylar sürüyor.

Çalışma bitiyor...

Çukur kalıyor.

Asfalt bekleniyor.

Yetki tartışması başlıyor.

Vatandaş ise tozun içinde yaşamaya devam ediyor.

Mardin, dünyanın hayranlıkla baktığı bir şehir.

UNESCO yolunda yürüyen, milyonlarca turist ağırlayan kadim bir kent.

Ama ne yazık ki modern şehir yönetiminde hâlâ temel sorunlarını çözememiş durumda.

Artık bu şehrin kazı değil, plan görmeye ihtiyacı var.

Çukur değil, koordinasyon görmeye ihtiyacı var.

Mazeret değil, çözüm görmeye ihtiyacı var.

Çünkü...

Bu şehir bunu hak etmiyor.

Bu şehirde yaşayan insanlar da bu çileyi hak etmiyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI