USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

MARDİN’DE BİR KIRMIZI KİLİSE

01-12-2022

Kim var imiş biz burada yoğ iken? Kendine ait bir Roma. Cemal Kafadar yazmış olduğu bu kitaplarla geçmişi farklı bir bakışla sorgulayan tarihçidir. Yazdığı kitaplarla ezber bozan bir tarihçi. "Kendine ait bir Roma, Diyar-ı Rum ya da Kültürel Coğrafya ve Kimlik üzerine" adlı kitabında Anadolu'nun otokton halklarını, Arapça deyim ile kadim halklarını incelerken vatan, yurt, ulus, kavim, soy gibi kavramların geçmişini de araştırıyor. En çok da Diyarı- Rum, Rumî, Roma sözcükleri üzerinden sorguluyor Anadolu halklarını. Diyar-ı Rum Anadolu mudur? Anadolu'nun kadim halkları kimlerdir? Kimlere Rumî denir? Kitap bana göre alanında yazılmış en iyi kitaplardan biri. Cemal Kafadar ufuk açıcı bir tarihçi, bir yere ait olma kavramına yeni bir boyut kazandırıyor. Tarihe doğru bir perspektiften bakmayı kendisine borçluyum.

Mardin doğudan batıya uzanan tarihi İpek Yolu’nun üzerindedir. İpek Yolu üzerinde ticari mallar, bilgiler, inançlar ve kültürlerle birlikte insan hareketliliği de gerçekleşir. Birçok kavim gelir yerleşir bu topraklara, zamanla bu göçlerle gelenler Mardin'de yaşayan kadim halkları oluşturmuştur. Tarihi süreçte göç çeşitliliği artar yeni göçlerle nice kavim gelir geçer, kimi kalır, kimi unutulur. Hangisi daha önce geldi hangisi neden, nasıl gitti diye düşündüğünüzde, araştırdığınızda birçok sürprizle karşılaşırsınız. 

Ermeniler Mardin'in kadim halklarındandır. Mardin'de bir Ermeni kilisesinin oluşu ve bunun tarihinin 420 yılına kadar uzanması hem kilisenin önemini arttırmakta hem de Ermenilerin bu şehrin kadim halklarından olduğunu anlatır. Kiliseye Kırmızı Kilise denmesini nedeni kırmızı taşlardan yapılmasıdır. Kilisede bulunan taş levhada şöyle bir kayda rastlanmaktadır:”Surp Krikor Lusavoriç adına, M. S. 420’de katedral kilise inşa edilmiştir“. Bu taş levha Piskopos Hovagim Tazbazyan döneminde katedral onarıldığı zaman bulunmuş, kilisenin adı 1791 yılında  Surp Kevork olarak değiştirilmiştir. Taş levha üzerinde Mardin şehrinin kuruluşu, Pers ordusunun saldırısı, Ermenilerin kılıçtan geçirilmesi ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Mardin’de farklı dönemlerde çeşitli siyasi birimlerin yönetimine rağmen kilise varlığını korumuştur. Asırlarca çeşitli medeniyetlere tanıklık etmiştir. 

Mardin kentsel önemini Artuklular döneminde kazanmıştır. Bu dönemde siyasi açıdan olduğu kadar bilimsel kültürel ve sanatsal yönden de bulunduğu coğrafyanın göze çarpan bir kenti olma özelliğini kazanmıştır.

Özellikle Artuklu Beyliği döneminde bu bölgede yapılan dinsel ve bilimsel eğitim amaçlı yapılar günümüze kadar gelse de bir kısmı bugün adeta enkaz halindedir, zorunlu restorasyon gerektirmektedir. Bunlardan biri de ne yazık ki Kırmızı Kilisedir. 

Bir açık alan müzesi özelliğini taşıyan Mardin’e değer katan binaların yapımında emeği geçenleri de anmadan geçemeyeceğim. Yirmibeş kişiden oluşan Ermeni mimarlar listesinin başında Sarkis Lole gelir.

Tomas Çerme Mardin şehrinin son Ermenileri adlı eserinde Sarkis Lole'den şöyle bahseder:

 ”1915′te Ermeni tehciri sırasında Mardin’de Surp Kevork ve Surp Hovsep (Aziz Yusuf) kiliseleri askeri kışla ve tehcirde yetim kalmış çocuklar için yetimhane olarak kullanılır. Bu iki kilise 1949 yılında Ermeni cemaatine iade edilir. Bir yıl içinde ünlü Mardinli, Ermeni asıllı mimarbaşı Sarkis Lole (Levon)’nin oğlu mimarbaşı Selim Lole ve Cebrail Hakimyan başkanlığında Surp Hovsep (Aziz Yusuf) kilisesinin onarımı yapılabildi.”

 Kırmızı Kilise 1949 yılında tekrar Ermeni cemaatine iade edilir. 1950/54 yılları arasında ibadete açıktır. Birçok törene tanıklık eden kilise    cemaatin çeşitli nedenlerle göçü sonrası tekrar gözlerden ırak kalır.

Onarımı için yüksek bir meblağ gerektiği için bugün kalabalık bir ailenin meskeni olarak varlığını sürdürmektedir. Mardin için bir kültürel miras olan bu kilisenin değeri bilinmelidir.

 Bu yazıyı yazarken yaptığım araştırmalar sırasında sorularımı cevaplayan Papaz Piskopos Gabriel Akyüz‘e teşekkür ederim.