Eski Türkçe bir deyim.
Olması gerektiği gibi veya anıldığı gibi anlamını taşıyor.
Ticarette reklam ve tanıtım amaçlı,
çeşitli yapılandırmalarda kendini ifade etme aracı olarak kullanılan isim ve sloganlarda dikkat çeken bir husus.
En çok da ;
yeni doğan çocuklara verilen isimlerde bu deyim ön plana çıkar.
Hayatı boyunca mutlu olması istenen çocuğa Mutlu, özgür olması istenen çocuğa Özgür adının verilerek ismiyle müsemma olmasının istenmesi gibi.
Müşteri çekmek için tabelasına "Ucuzluk Pazarı" yazdıran,
*şıklık",
"kalite",
"uygun fiyat" sloganı kullanan işyerleri gibi.
Baktığınızda ;
ne her Mutlu adı verilmiş kişinin mutlu olduğunu, ne tüm Özgür'lerin özgür olduğunu görüyorsunuz.
Keza ;
Ucuzluk Pazarlarının birçoğunda ucuzluğun olmadığını,
şıklık, kalite ve uygun fiyatı kendine düstur edinmiş çoğu yerde de ne şıklığın, ne kalitenin, ne uygun fiyatın zerresinin bulunmadığı gerçeğini yaşıyoruz.
Hiçbiri ismiyle müsemma değil yani.
İsmiyle müsemma konusunun,
günümüz siyasi partilerinde de var olduğunu görmekteyiz.
Konumları ve eylemleriyle ;
çoğu siyasi partimizin, isimleriyle müsemma hakkını yitirdikleri günlerden geçiyoruz.
Adalet ve kalkınma kavramlarını ön plana çıkarıp bu doğrultuda isim kullananlar mesela.
Bu kavramların ağırlığını düşünerek ak kalma ısrarını sürdürenler ;
her üç kavramın da gerektiği şekliyle hakkını vermediğinden ismiyle müsemma olamadı.
Vatandaşa mutlu ve umutlu bir gelecek vaadiyle yola çıkıp Gelecek Partisi'ni kuranların söylem, eylem ve duruş itibariyle beklentilere cevap verebilecek düzeyde görülmemesi ve güven vermemesi ; gelecekten önce "gidecek" algısını yaratarak karşılık buldu.
Nitekim bu öngörü bir müddet önce gerçekleşti ve Davutoğlu Hoca,
ismiyle müsemma kalma başarısını gösteremediği Gelecek Partisi'nin kapandığını ilan edip topukladı.
Başkalarının hediye ettiği dört milletvekili de muhtemelen başkalarının gösterdiği vefa(!) örneğini gösterip kendilerini bekleyen kapıya dayanacak.
İsmiyle müsemma olması beklenerek kurulan bir başka parti de Deva Partisi.
İlaç anlamı taşıyan DEVA'nın sorunların çözümü için partileştirilip siyasi arenada yer alması, siyasete yeni bir soluk aldırması beklentisinin aksine ;
"merhemi olsa kendi keline sürer" tepkisiyle karşılandı.
Konunun siyasi parti boyutunda ele alınması durumunda en fazla konuşulması gereken ;
çeşitli gelişmeler sonucu köklü bir partiden ayrılma zorunda bırakılanların kurmuş olduğu çiçeği burnunda, adı gibi yeni olan YENİ PARTİ.
Gerek konumu itibariyle,
gerek yüklenmiş olduğu misyon itibariyle,
gerek vatandaşın kendilerinden olan beklentisi nedeniyle ve en önemlisi ismiyle müsemma olmasının yüklediği sorumlulukla ismi gibi davranma zorunluluğu taşıyan parti.
Tamamen olmasa bile ciddi davranış biçimi gösteren YENİ PARTİ'nin yapacağı öncelikli yenilik,
tabandan tavana doğru yapacağı yeniden örgütlenme olmalı.
İl ve ilçe örgütlenmeleri parti ilkeleri doğrultusunda yeniden sağlanmalı. Yenilenecek il ve ilçe örgütleriyle ilişkiler daha sık ve daha ciddi olmalı.
Denetim mekanizması aralıksız sürdürülmeli.
Bugün hayretler içinde izlenen ;
milletvekili,
belediye başkanı ve
belediye meclis üyelerinin başka partilere transfer olma hadisesinin altında, il ve ilçe örgütlerinin yetersizliğinin, beceriksizliğinin ve adam kayırmacılığının yattığı gerçeği görülmeli.
Özellikle Doğu ve Güneydoğudaki örgütlerin seçim döneminde sandık başlarına bile adam bulamadıkları gerçeği unutulmamalı.
Bugün Genel Başkan'ın gittiği her ilde karşılaştığı coşku ve heyecanın, Genel Başkan ziyareti olmaksızın her il ve ilçede yaşanmasının sağlanması ;
yeterli siyasi deneyime sahip,
toplumda karşılığı olan,
parti ilkelerini benimsemiş ve özümsemiş,
temsil yeteneğine sahip yöneticilerden oluşacak örgütlerle mümkün olacaktır.
YENİ PARTİ ;
başta örgütlenme olmak üzere tüm yenilikleri içeren bir rotasyonla yeni olduğunu hissettirip, var olduğu sürece ismiyle müsemma kalmayı sağlamak zorunda.
Semih HOCAOĞLU
25 Ağustos 2026